Avrupa ormanları için yeni iklim gerçeği yönetim anlayışını zorluyor
AB ortak tarım politikası ağına bağlı bilim insanları Avrupa ormanlarının iklim değişikliğine uyum sağlaması için koruyucu ormancılık modeline geçilmesi gerektiğini vurguluyor.

Avrupa ormanları iklim değişikliğinin getirdiği yeni tehditlerle karşı karşıya. AB Ortak Tarım Politikası (CAP) Ağı'na bağlı bir grup bilim insanı, ormanların sürdürülebilirliğini sağlamak için riskleri önleyen bir orman yönetimi modeline geçilmesi gerektiğini belirten bir analiz yayımladı. Analizde, geleneksel yönetim yaklaşımlarının artık yeterli olmadığı, iklim değişikliğine uyum sağlayan orman yönetimi (Adaptive Forest Management, AFM) anlayışının öne çıktığı ifade ediliyor.
Estonya Yaşam Bilimleri Üniversitesi orman yetiştirme doçenti Jürgen Aosaar ve orman patolojisi profesörü Rein Drenkhan, mevcut ormancılık uygulamalarının ağırlıklı olarak tek türlü ve tek yaşlı, yüksek verimli meşcereler üzerine kurulduğunu; ancak bu meşcerelerin görece istikrarlı çevre koşullarında geliştiğini yazıyor.
Uyum sağlayan orman yönetimi neden gerekli?
Değişen koşullarda sıcak hava dalgaları, kuraklıklar, fırtınalar, ağaç hastalıkları ve böcek zararlılarının salgınları sıklaşıyor. Bu durum ağaçlar ve orman ekosistemleri üzerinde baskı oluşturarak ormanların direncini ve topluma sunduğu ekosistem hizmetlerini azaltabiliyor. Bilim insanları, iklim değişikliğiyle mücadele edilemeyeceğini, bu nedenle yeni koşullarda yaşamayı öğrenip önleyici adımlar atılması gerektiğini vurguluyor.
Örneğin ladinleri tahrip eden kabuk böcekleri, sıcak yazlar ve ılıman kışlar sayesinde son yıllarda birden fazla nesil üreme imkânı buldu. Bu da ormanlarda kabuk böceği sayısının ciddi ölçüde arttığı anlamına geliyor. Ilıman kışlar yeni bitki hastalıklarının Estonya'ya yerleşmesini de kolaylaştırıyor. Fırtına hasarları böceklere üreme için uygun besin ortamı yaratırken, kuraklık stresi ağaçların böceklere ve hastalık etkenlerine karşı direncini düşürüyor. Bu tür birleşik hasarlar, tek tek etkenlerden çok daha büyük zarara yol açabiliyor.
Avrupa'da en önemli zararlılardan biri olan ladin kabuk böceğinin (Ips typographus) salgınları son yıllarda belirgin şekilde arttı. Kuraklıkla zayıflamış ladin ormanları ve saf ladin meşcereleri bu böceğe karşı özellikle hassas. Raporda Çekya örneği veriliyor: Geniş çaplı kabuk böceği salgınları yaklaşık 100 milyon metreküp keresteye zarar vererek 1,1 milyar avroyu aşan ekonomik kayba neden oldu. Analiz, uzun vadede önleyici uyum önlemlerinin, ölmüş ormanlardaki hasarın giderilmesinden çok daha ucuza geldiğini gösteriyor.
Çözüm önerileri: karışık meşcereler ve önleyici yaklaşım
Türkiye'de de bilinen ladin ve çam kök çürüklüğü etkeni Heterobasidion spp. ile bal mantarı olarak bilinen Armillaria spp. ormanlarda yaygın hastalıklar arasında. Ayrıca çam sürgün kanseri (Diplodia sapinea) ve çam iğnelerine zarar veren Lecanosticta acicola gibi patojenler de öne çıkıyor. Estonya'da sık görülen kuruyan dişbudak ağaçlarının arkasında ise genellikle dişbudak ölümü etkeni Hymenoscyphus fraxineus bulunuyor.
CAP ağı araştırmacıları, uyum sağlayan orman yönetiminin ormanların direncini ve esnekliğini artırması gerektiğini belirtiyor. Araştırmalar, karışık meşcerelerin kuraklığa, fırtınaya, hastalık ve zararlılara karşı daha dayanıklı olduğunu gösteriyor. Estonya özelinde mümkünse iki veya daha fazla ağaç türünden oluşan meşcerelerin oluşturulması, özellikle saf ladin ormanlarından kaçınılması öneriliyor. Peysaj düzeyinde ise hastalıkların yayılmasını sınırlayacak mekânsal bir yapı oluşturulması, farklı tür ve yapıdaki meşcerelerin sürekli yer değiştirmesinin sağlanması gerekiyor.
Gelecekteki ormanların kurulmasında kullanılan fidan materyalinin seçimi de kritik. Gelecek iklim koşullarına dayanıklı ağaç türlerinin soyundan gelen bireylerin denenmesi ve en uygun kalıtsal özelliklere sahip olanların seçilmesi öneriliyor. Estonya Yaşam Bilimleri Üniversitesi orman bilimcileri, Kuzey Avrupa'ya uygun bilimsel sonuçlar ve örnek alanlar için AB tarafından finanse edilen Horizon Precilience projesinde Finlandiya, İsveç ve Norveç'ten ortaklarla birlikte çalışıyor.
Rapor yazarları, entegre zararlı yönetimi (Integrated Pest Management, IPM) yaklaşımını benimsemeyi öneriyor. Bu yaklaşım tek bir zararlıya odaklanmak yerine olası tüm hasar risklerini ele alıp ormanın genel sağlığını iyileştirmeyi hedefliyor. Biyolojik preparatların kullanımı, zararlıların doğal düşmanlarının desteklenmesi, sürekli izleme ve erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi de öneriler arasında. Ayrıca ağaç türlerinin uygun topraklarda yetiştirilmesi ve bakım kesimlerinin zamanında yapılması gibi temel ormancılık ilkeleri hatırlatılıyor.
Genel olarak Avrupa ormanlarını ağırlıklı olarak aynı tür hasarlar etkiliyor: başta kabuk böcekleri olmak üzere zararlı böcekler, kök çürüklükleri, fırtına ve kar hasarları ile sıklaşan kuraklık dönemleri. Ancak hasarların niteliği ve görülme sıklığı coğrafi konuma göre değişiyor. Bu nedenle uyum stratejilerinin tüm Avrupa'da aynı olamayacağı, her bölgenin özelliklerinin dikkate alınması gerektiği vurgulanıyor.
Yazarlar, mevcut yönetim yöntemlerinin tamamen terk edilmemesi gerektiğini, bunların doğa koşullarına göre uyarlanarak ormanların iklim değişikliğine uyum hedefine hizmet etmesi gerektiğini belirtiyor. Sonuç olarak Avrupa ormanlarının iklim değişikliği altında sürdürülebilirliği, geniş çaplı hasarlar oluşmadan önce riskleri önleme ve yönetme becerisine bağlı. Uyum sağlayan ve önleyici ormancılık; ormanların sürekli izlenmesi, deneyimlerden öğrenilmesi, meşcerelerin çeşitlendirilmesi ve sorunlar ortaya çıktığında erken müdahale edilmesi anlamına geliyor.
Bu haber ERR Uudised (Estonca) kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

AB'den Kanada'ya önerilen 'ortak üyelik' statüsü belirsizliğini koruyor
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Kanada'yı AB'nin ilk 'ortak üyesi' yapmayı önerdi ancak bu yeni statünün ne anlama geldiği henüz netleşmedi.

Uzman: İşgal altındaki bölgelerde seçim Moskova'nın çaresiz mesajı
Estonyalı güvenlik uzmanı Rainer Saks'a göre Rusya'daki Duma seçimleri işgal altındaki Ukrayna topraklarında gerçek bir seçim süreci barındırmadı; Moskova entegrasyon izlenimi vermeye çalışıyor.

Hutilerin saldırıları Bab el-Mendep Boğazı'nda enerji krizini büyütüyor
Yemenli Huti milislerinin Bab el-Mendep Boğazı'ndaki saldırıları küresel enerji krizine yeni bir baskı unsuru ekliyor; denizcilik şirketleri Süveyş Kanalı güzergâhından vazgeçiyor.

Tüür: Rusya'daki seçimler saf bir iktidar ritüeli
Rusya siyaset uzmanı Karmo Tüür'e göre Duma seçimleri hiçbir siyasi değişim getirmeyecek; tek amaç Kremlin'in gücünü ve üstünlüğünü göstermekti.