Tartu Üniversitesi'nde psikedelikler ve beyin üzerine doktora tezi
Karl Kristjan Kaup, psikedeliklerin beyinde yeni bağlantılar kurarak depresyon ve anksiyetede kullanılabileceğini, ayrıca psikedelik deneyimi taklit eden sanal bir gerçeklik ortamı geliştirdiğini açıkladı.

Karl Kristjan Kaup, Tartu Üniversitesi'nde 1 Haziran'da savunduğu doktora tezinde, günlük yaşamdaki 'aha' anları, psikedelik deneyimler ve hayat değiştiren içgörülerin ortak nörobiyolojik temellerini araştırdı. Kaup, bu deneyimlerin beyinde nasıl oluştuğunu inceledi ve ruh sağlığını desteklemek amacıyla psikedelik deneyimi taklit eden sanal bir gerçeklik ortamı geliştirdi.
Kaup'un tezine göre, yeni bir fikrin doğuşu çoğu zaman önce içsel bir çatışmayı gerektiriyor. İnsan zihninde bir gerilim veya çelişki olmadığında çözülecek bir şey de yok. Gerilim, bir şeyin değişmesi veya yeniden yorumlanması gerektiğine işaret ediyor. Çözüm anı, otobüste seyir halindeyken ya da duş alırken gelebilir; ancak bu, uzun bir zihinsel çalışmanın ardından gerçekleşir. Kaup, "Fikirle kafanda boğuşursun. Ne kadar çok boğuşursan, duşta birden aydınlanma olasılığın o kadar artar" diyor.
Psikedelikler Beyinde Yeni Bağlantılar Kuruyor
Psikedeliklerin algıyı bu kadar kökten değiştirmesinin nedeni henüz tam olarak bilinmiyor. Kaup, tezinde 'apikal hiperkontekstüalizasyon' modelini öneriyor. Bu modele göre, psikedeliklerin etkisi altında beyin bölgeleri ve zihinsel durumlar arasındaki iletişim yoğunlaşıyor. Beyin korteksindeki farklı bölgeler daha aktif bilgi alışverişinde bulunuyor. Bu durum, normal bilgi sınırlarını zayıflatarak daha önce izole edilmiş sinyallerin ve zihinsel durumların birbiriyle ilişkilenmesine olanak tanıyor. Güçlü etkilerde tüm algısal deneyim değişebiliyor.
Psikedelikler, nöroplastik etkileri sayesinde sinir sisteminin esnekliğini artırıp beyin hücreleri arasındaki bağlantıları değiştirerek depresyon ve anksiyete tedavisinde umut vaat ediyor. Bu durumlar genellikle tekrarlayan düşünce ve davranış kalıplarına takılıp kalmakla karakterize ediliyor. Kaup, "Beyin aktivitesi açısından yerleşik davranışı tekrarlayan beyin aktivitesi olarak düşünebiliriz. Sürekli aynı kalıpları tekrarlar, değişmez" diyor. Psikedelikler, bu tekrardan geçici olarak çıkmayı sağlayabilir; beyin, normalde kullanmadığı kalıpları ve yolları deneyimler. Aynı zamanda beyin hücreleri arasındaki bağlantıların değişmesi, ilacın etkisi geçtikten sonra eski düşünce kalıplarına dönüşü zorlaştırabilir.
Kaup, psikedeliklerin sihirli bir hap olmadığını, mevcut zihinsel içerikleri etkilediğini ve aralarındaki bağlantıları güçlendirdiğini vurguluyor. Bu nedenle deneyimin seyri, kişinin önceki düşüncelerine, anılarına ve kullanım ortamına bağlı. Psikedelik terapide hazırlık ve güvenli ortam büyük önem taşıyor. Kaup, psikolojik risklere dikkat çekiyor: Nadir durumlarda psikotik durumları tetikleyebilir veya uzun süreli algı bozukluklarına neden olabilirler. Profesyonel terapötik ve kontrollü kullanımda bu riskler azaltılabilir.
Psyrreal: Psikedelik Deneyimi Sanal Gerçeklikte
Bu karmaşıklık, Kaup'un araştırma grubunu daha erişilebilir bir alternatif aramaya itti. Doktora tezi kapsamında Psyrreal adlı sanal gerçeklik ortamı geliştirildi. Bu ortam, psikedelik deneyimin görsel-işitsel ve bilişsel özelliklerini taklit etmeyi amaçlıyor. Kullanıcılar, sanal dünyaya girmeden önce bir psikologla hazırlık seansı yapıyor ve üzerinde çalışmak istedikleri konuları belirliyor. Ardından VR gözlükleriyle yaklaşık bir saat boyunca renkli desenler, rüya gibi manzaralar ve çok boyutlu alanlar arasında geziniyor.
Psikedelik deneyimin ego kaybı ve her şeyle bağlantı hissi gibi derin yönlerini sanal gerçeklikte taklit etmek zor olsa da, bazı kullanıcılar Psyrreal'i bilişsel olarak psikedelik duruma benzetiyor. Ortamın amacı sadece deneyimi taklit etmek değil, aynı zamanda ruh sağlığı üzerindeki olası etkisini araştırmak. İlk çalışma, kullanıcılarda depresyon semptomlarında azalma olduğunu gösterdi; ancak Kaup, kontrol grubu olmadığı için sonuçların kesin olmadığını belirtiyor. Araştırma grubu şu anda daha titiz bir kontrollü çalışma yürütüyor.
Sanal gerçekliğin avantajı görece güvenli olması. Kaup, "Psikedeliklerle karşılaştırıldığında etki muhtemelen daha zayıf, ancak bazı durumlarda daha zayıf etki daha uygun çünkü kontrolü daha kolay ve hasta için daha kolay ve güvenli" diyor. Ayrıca, yaratıcı insanlar üzerinde yapılan bir testte, sıra dışı deneyimin yaratıcı tıkanıklıktan çıkmayı kolaylaştırabileceğine dair işaretler bulundu.
Kaup'a göre önemli olan, içgörünün nasıl tetiklendiği değil, düşüncede yarattığı değişimdir. Ancak bu, bir tehlikeyi de beraberinde getiriyor: İnsan, yeni anlayışının doğruluğuna derinden inanabilir, ancak bu doğrulanamayabilir. Güçlü içgörülerle birlikte gelen kesinlik hissi, psikoz veya şizofreninin başlangıcında da görülebilir. Meta-fiziksel sorular veya kişisel yaşamla ilgili sonuçların doğruluğunu kontrol etmek zor olabilir. Kaup, "Bu anlayışlar genellikle doğrudur ve olmadıkları durumlar nadirdir. Ancak doğruluklarını kontrol etmek zor olduğundan, güçlü içgörülere dengeli bir şüphecilikle yaklaşmak faydalıdır" diyor. Eğer inançlar sanrısal hale gelir veya psikotik semptomlarla ilişkilendirilirse, psikiyatrik yardım gerekebilir.
Psikedelik destekli terapinin yaygın kullanımı hâlâ araştırma aşamasında. Kaup, klinik çalışmalarda plasebo kontrolünün zorluğuna dikkat çekiyor. Sanal gerçeklik, bir ilaç olmadığı için aynı onay süreçlerinden geçmek zorunda değil, bu da daha kolay bir yol sunuyor. Ancak etkisinin ne kadar büyük ve kalıcı olduğunun bilimsel olarak gösterilmesi gerekiyor.
Kaup'un tezinin daha geniş mesajı, psikedeliklerin ve sanal gerçekliğin ötesine geçiyor: İç gözlem ve düşünme için zaman ayırmanın önemi. "Bu maddelerin en faydalı etkisinin, sembolize ettikleri şey olduğunu umuyorum: iç gözlem ve yansımanın birey ve toplum için önemi" diyen Kaup, sıradan günlük yaşamda bilinçli ve sessiz anlar bulmanın da aynı etkiyi yaratabileceğini ifade ediyor.
Bu haber ERR Uudised (Estonca) kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Estonya'da sağlık sistemi bütçesi masada: para nereye gidiyor?
Sosyal İşler Bakanı Karmen Joller, sağlık sisteminde paranın sızdığını belirterek önce verimlilik sorununun çözülmesi gerektiğini söyledi.

Estonya'da sağlık finansmanı tartışması: Bütçe açığı rezervlerle kapatılmayacak
Sağlık Bakanı Karmen Joller, Tervisekassa bütçesindeki açığı kapatmak için rezervlerin kullanılmasına karşı çıkarak sistemdeki sızıntılara dikkat çekti.

ETV canlı yayınında sağlık krizi: müdahale nasıl gelişti
ETV'nin güncel programlar genel yayın yönetmeni Peep Kala, canlı yayında sağlık krizi geçiren siyasetçiye nasıl müdahale edildiğini ve olay sonrası yapılan değerlendirmeleri anlattı.

Fizyoterapist Teniste: Eklemler sadece hareket ederek beslenir
Fizyoterapist Priit Teniste, eklemlerin yalnızca hareket sırasında beslendiğini ve sırt ağrılarının çoğunlukla zayıflıktan değil aşırı yükten kaynaklandığını söyledi.