Nörobilimci: dijital ortam zorlu zihinsel çalışma motivasyonunu değiştiriyor
Nörobilimci Jaan Aru, dijital cihazların ve sosyal medyanın konsantrasyonu değil motivasyonu etkilediğini, bunun eğitim sürecini olumsuz etkilediğini söyledi.

Akıllı telefonlar, sosyal medya ve yapay zekanın insanın odaklanma ve öğrenme yeteneği üzerindeki etkisi, eğitim ve nörobilim alanlarında en çok tartışılan konulardan biri olmaya devam ediyor. Ancak uzmanlara göre dijital ortamın asıl sorunu bilişsel yeteneklerin kötüleşmesi değil, motivasyon değişikliği. Parlak ve kolay tüketilen içeriğe sürekli erişim, kişinin konsantrasyon ve düşünme gerektiren karmaşık görevlere zaman ve çaba harcama isteğini azaltıyor.
Radyo 4'ün yayınına katılan nörobilimci ve yapay zeka araştırmacısı Jaan Aru, dijital cihazların etkisiyle ilgili tartışmanın genellikle konsantrasyonu ve akıl yürütmeyi kötüleştirip kötüleştirmediği üzerine odaklandığını, ancak soruna daha geniş açıdan bakılması gerektiğini söyledi.
Aru'ya göre, kişi akut bir durumda odaklanma yeteneğini korusa bile, karmaşık zihinsel çalışmaya yönelik içsel motivasyonu değişiyor. Düzenli çalışma ve çaba gösterme arzusunun zayıflaması, tüm eğitim sürecini etkiliyor ve sonuçlara yansıyor. “Dijital cihazlar öncelikle bir şeyle ilgilenme motivasyonunu değiştiriyor. Örneğin, sınav veya dönem ödevi sırasında genç bir insan muhtemelen düşünebilir ve bir süre odaklanabilir. Ancak öte yandan dijital cihazlar yüzünden öğrenmeye yeterli motivasyonu olmadıysa, sınavda iyi düşünebilir ama iyi cevap veremeyebilir; çünkü cihazlar tüm öğrenme sürecini etkilemiştir” dedi.
Beyin dijital alışkanlıklara göre şekilleniyor
Aru, motivasyonun beyin işlevinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. Motivasyondaki değişimler aynı zamanda nöral bağlantılarda da değişiklik anlamına geliyor. Kişi sosyal medyadan veya bilgisayar oyunlarından düzenli olarak hızlı uyarıcılar aldığında, ödül sistemleri tam da bu tür etkinlikleri desteklemeye başlıyor. Bu durum kişinin fiziksel olarak öğrenme yeteneğini kaybettiği anlamına gelmiyor; ancak öğrenme daha fazla çaba gerektiriyor, çünkü beyin anında haz veren etkinlikleri tercih ediyor.
Araştırmacı, dikkat dağıtan içeriğin her an erişilebilir olmasının, sorunu geçmişteki eğlence biçimlerinden çok daha güçlü kıldığını söyledi. Ayrıca bazı gençlerin sosyal medyada günde sekiz saat vakit geçirdiğini belirterek, sınırın çoktan aşıldığını dile getirdi: “Televizyonu yanına alıp da dışarı çıkamazsın. Akıllı cihazlar ve sosyal medya, tabiri caizse steroidli televizyon gibi. Az olduğu sürece bir zararı yok; ama aşırıya kaçıldığında sorunlar başlıyor.”
Yapay zeka çağında eleştirel düşünme sorunu
Aru, yapay zekaya da özel bir önem verdi. Meslektaşlarıyla birlikte, lise mezunlarının ChatGPT'nin yanıtlarındaki hataları ne kadar iyi fark edebildiğini araştırdı. Sistemin yanlış bilgi verebileceği konusunda uyarılar yapılmasına rağmen, deneye katılanların yarısından fazlası bilinçli olarak yanlış olan önerileri fark edemedi.
İnsanların ikna edici yazılmış metinleri eleştirel olarak değerlendirme yeteneklerini sıklıkla abarttığını ifade eden Aru, “Akıcı ve görünüşte inandırıcı bir metin parçasıyla karşılaştığımızda hataları bulmakta şaşırtıcı derecede başarısız oluyoruz” dedi.
Bu haber ERR Rusça kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Tallinli lise öğrencisi Klaara Kollist: Yetişkinlerin yapması gereken en önemli şey anlamak
Tallinli lise öğrencisi Klaara Kollist, gençlerin ruh sağlığını korumak için yetişkinlerin onları dinlemesi ve okul baskısını azaltması gerektiğini savunuyor.

ERR'in yeni televizyon binasına Estonya geleneğiyle kiremit şenliği yapıldı
Estonya Ulusal Yayın Kurumu ERR'in Tallinn'de inşa edilen yeni televizyon binası, geleneksel 'sarikapidu' töreniyle tamamlanma aşamasına geldi.

Estonya diasporası için yeni büyükelçi göreve başladı
Estonya Dışişleri Bakanlığı'nın diaspora büyükelçisi Marti Mätas, Kanada'nın Toronto kentine yaptığı ilk ziyarette her Estonun değerli olduğunu vurguladı.

ETV'de canlı yayında sağlık sorunu yaşayan konuk tartışıldı
ERR medya etik ombudsmanı Tarmu Tammerk, ETV'de canlı yayında sağlık sorunu yaşayan konuğun durumunun doğru yönetildiğini ve yayının sürdürülmesinin etik ihlal olmadığını belirtti.