İsrail'daki seçimlerin ardından üç olasılık masada
İsrail'deki parlamento seçimlerinde hiçbir blok çoğunluğu sağlayamadı; Estonya'nın İsrail Büyükelçisi Vosman'a göre yeni seçimler, azınlık hükümeti veya birlik hükümeti seçenekleri var.

İsrail'de salı günü yapılan parlamento seçimlerinin başa baş sonuçlanması, hükümet kurma sürecinde üç farklı olasılığı gündeme getirdi. Estonya'nın İsrail Büyükelçisi Andres Vosman, Vikerraadio radyosunun "Uudis+" programında yaptığı değerlendirmede, mevcut Başbakan Benjamin Netanyahu'nun sağ blokunun da merkezci Gadi Eizenkot'un blokunun da 120 sandalyeli Knesset'te (İsrail parlamentosu) hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamadığını söyledi. Oyların sayımı sürerken kesin sonuçların henüz netleşmediğini belirten Vosman, daha önce iki bloktan hiçbiriyle ittifak kurmamış bazı partilerin de parlamentoya girmesinin beklendiğini ifade etti.
Vosman'a göre bu tablo, İsrail toplumunun derinden kutuplaştığını ve hiçbir tarafın çoğunluğu elinde bulundurmadığını gösteriyor. Büyükelçi, şimdi pazarlık sürecinin başlayacağını, yeni seçimlerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini, hatta bunun olası olduğunu vurguladı.
Netanyahu'nun şansı sürüyor
Netanyahu'nun görevde kalma olasılığına ilişkin soruya Vosman, bunun mümkün olduğunu söyledi. Netanyahu'nun, bugün kendisine karşı kampanya yürüten Lieberman partisini kendi tarafına çekebileceğini belirten Vosman, Netanyahu'nun 61 sandalyeye ulaşmak için Eizenkot'a göre daha az sandalye farkı kapattığını, bu nedenle muhalefetten isimleri kendi blokuna çekme şansının bulunduğunu kaydetti.
Vosman üç ana olasılığı şöyle sıraladı: "Birincisi, muhalefet lideri Eizenkot'un Arap partilerinin desteğiyle bir azınlık hükümeti kurması. Ancak şu anda bu matematik çok zor görünüyor, çünkü Arap oyları tek bir blok değil; iki ayrı parti, iki ayrı liste var. Biriyle işbirliği yapılabilir, diğeriyle çok daha zor. Bu, Eizenkot'un Arap desteğiyle azınlık hükümeti kurması seçeneği. İkinci olasılık, hiçbir blok çoğunluğu sağlayamadığı için yeni seçimlerin yapılması. Üçüncü olasılık ise en büyük parti olarak en iyi sonucu alan Netanyahu'nun muhalefetten birilerini kendi tarafına çekmeye çalışacağı bir birlik hükümeti kurulması."
Seçim sonuçlarının şaşırtıcı yanı
Eizenkot liderliğindeki muhalefetin neden yeterince yükselemediği sorusuna Vosman, bu konuda bugün net bir yanıt olmadığını, spekülasyon yapmak istemediğini söyledi. Büyükelçi, İsrail siyaset geleneğinde yarın kesin sonuçlar açıklanana kadar bazı şeylerin değişebileceğini, bu nedenle kesin yargılarda dikkatli olunması gerektiğini belirtti.
Vosman, seçim öncesi anketlerin muhalefet için daha iyi, Netanyahu için daha kötü sonuçlar öngördüğünü hatırlatarak, "Netanyahu seçmenlerini daha fazla sandığa gitmeye ikna etmeyi başardı. Seçim kampanyası boyunca kullandığı korku taktiği — 'muhalefete oy verirseniz Filistin devleti kurulur' söylemi — görünüşe göre kayda değer sayıda kişi üzerinde etkili oldu" dedi. İsrail toplumunda uzun süredir devam eden çatışmalardan yorgunluk belirtileri olup olmadığı sorusuna Vosman, "Evet, bu yorgunluk her adımda hissediliyor. Son üç yıl kesintisiz çatışmalarla geçti, öncesi de öyle. Gazze'deki silahlı çatışmalar, Lübnan'da Hizbullah'a karşı mücadele, İran'la gerilim bir yana, İsrail içinde de anayasa reformu, ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlik meselesi gibi toplumu bölen çok sayıda çatışma konusu var. Bunlar da yoruyor" diye konuştu.
Seçimin en önemli değişikliğine dikkat çeken Vosman, Arap seçmen katılımının rekor düzeye çıktığını söyledi. İsrail'de 10 milyonluk nüfusun yaklaşık 2 milyonunun Arap olduğunu belirten Vosman, geleneksel olarak yüzde 30-50 arasında kalan Arap seçmen katılımının bu kez yüzde 80'e ulaşarak tüm beklentileri aştığını, bunun da Knesset'teki 120 sandalyenin dağılımına ilişkin hesapları büyük ölçüde değiştirdiğini ifade etti.
Netanyahu iktidarı kaybederse İsrail siyasetinde ne değişir sorusuna Vosman, muhtemelen bakış açısının değişeceğini, yeni yüzlerin öne çıkacağını söyledi. Netanyahu liderliğindeki koalisyonda öne çıkan Ben Gvir ve Bezalel Smotrich gibi bakanların siradan çekileceğini belirten Vosman, bu isimlerin Avrupa ve Batı dünyasıyla ilişkilerde yarattığı tahribatın azalacağını, bunun da bir tür normale dönüşü mümkün kılabileceğini kaydetti. Vosman, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetinin azalabileceğini, Gazze konusunda Trump'ın barış planının yeniden gündeme gelebileceğini, ancak İran konusunda Netanyahu'nun gitmesinin fazla bir şey değiştirmeyeceğini, çünkü İran'ın İsrail için bir numaralı güvenlik tehdidi olduğunu sözlerine ekledi.
Partilerin ne tür tavizler vereceği sorusuna Vosman, herkesin taviz vermek zorunda olduğunu, en önemli konuların ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlik meselesi ve Filistin konusu olduğunu söyledi. Lieberman partisinin Netanyahu tarafına geçmesi halinde koalisyonun haredi partilerini de kapsayacağını, Lieberman'ın ise "herkes askerlik yapmalı" vaadinde bulunduğunu hatırlatan Vosman, bu konuda taviz verilmesi gerekeceğini belirtti. Vosman, hangi partinin hükümeti kurma görevini önce alacağının henüz bilinmediğini, bu nedenle somut konuları şimdiden sıralamanın erken olduğunu vurguladı.
Bu haber ERR Uudised (Estonca) kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

WSJ: ABD ara seçimler sonrası İran'ı yeniden vurabilir
Wall Street Journal'a göre ABD, 3 Kasım ara seçimlerinin ardından İran'a yönelik kısa ama yoğun bir askeri kampanya yürütmeye hazırlanıyor; Beyaz Saray detay vermedi.

Putin'in Valdai yerleşkesi çevresine yeni hava savunma mevzileri kuruldu
Bağımsız medya, Putin'in Valdai yerleşkesi çevresine 16 yeni hava savunma kulesi eklendiğini, bölgedeki toplam mevzi sayısının 50'yi geçtiğini bildirdi.

Stubb ve Støre'nin Putin görüşmesine Danimarka'dan tepki
Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb ve Norveç Başbakanı Støre, Rusya lideri Putin ile telefonla görüştü. Danimarka ve İsveç başbakanları görüşmeye şüpheyle yaklaşıyor.

Finlandiya raporu: Rusya'nın 2045 vizyonunda dört senaryo
Finlandiya hükümetinin yeni raporu, Rusya'nın 2045'e kadar izleyebileceği dört farklı senaryoyu ortaya koyuyor. Estonyalı yorumcu Harri Tiido, senaryoları ve varsayımlarını değerlendirdi.