teknoloji

Yeni araştırma: Kemikler ve diş taşları eski insanların yaşamını hatırlıyor

Bilim insanları, antik insanlara ait kemik ve diş taşlarındaki biyomolekülleri inceleyerek hastalıkların yayılımına dair yeni bilgiler elde etti.

3 Eylül 2026 14:45·2 dk okuma·Estonya HaberX'te paylaşWhatsAppFacebook
Antik DNA araştırmaları yapan bir laboratuvarda inceleme

Tartu Üniversitesi'nde savunulan yeni bir doktora tezine göre, eski insan kalıntılarında biriken tortular ve diş taşları, veba gibi hastalıkların Avrupa'da nasıl yayıldığına dair ayrıntılı bilgi sağlayabilir. Tartu Üniversitesi'nde eski DNA üzerine çalışan genç araştırmacı Biancamaria Bonucci'nin tezi, antik biyomoleküllerin insanlık tarihine ışık tuttuğunu gösteriyor.

Bonucci, doktora tezinde kemikler ve dişleri çevreleyen toprak ve diş taşı gibi malzemelerdeki eski proteinleri ve antik DNA'yı inceledi. Bonucci'ye göre, "Toprak aslında iskelet, birey ve gömü ortamı hakkında çok sayıda bilgi içeriyor. Şimdiye kadar gizli kalmış hikâyeleri ortaya çıkarabilir." Önceki araştırmalar çoğunlukla bireylerin yaşamlarına odaklanırken, Bonucci'nin çalışması çevresel bağlamı da kapsıyor. Antik biyomoleküller; insanların hangi hayvanları beslediğine, hangi türlerle temasta bulunduğuna, hangi hastalıklara yakalandığına ve iklim koşullarına dair ipuçları sunuyor.

İngiltere'de nesli tükenen sıçan türü tespit edildi

Araştırmada şaşırtıcı bir bulgu, bir toprak örneğinde günümüzde İngiltere'de soyu tükenen bir kara sıçan (Rattus rattus) soyuna ait DNA bulunmasıydı. Bonucci, hem DNA hem proteinlerin aynı hikâyeyi anlattığını, bu sayede türün doğrulandığını belirtti. Diğer bir çalışmada ise günümüzde Belçika sınırlarında kalan Sint-Truiden kentindeki tarihi diş kalıntıları üzerinden bulaşıcı hastalıklar araştırıldı. Örneklerde hepatit B virüsü ve bit kaynaklı ateşe neden olan Borrelia recurrentis bakterisi izlerine rastlandı. Dikkat çekici olan, 14. yüzyıla tarihlenen ve hiçbir kroniğe geçmemiş veba bakterisi Yersinia pestis'in izlerinin de bulunmasıydı.

Öte yandan İtalya'daki Grotta della Spinoza mağarasında bulunan Tunç Çağı kalıntıları üzerinde yapılan incelemede, bir bireyde çeşitli virüsler, hepatit B ve veba bakterisi tespit edildi. Bonucci, bu bireyin Güney ve Batı Avrupa'da bilinen en eski Yersinia pestis taşıyıcısı olduğunu söyledi. Araştırmacı, vebanın yayılma yollarına dair bilinmeyenler olduğunu, ancak Erysipelothrix rhusiopathiae bakterisinin de bulunmasının doğrudan hayvan temastan kaynaklanabileceğini ifade etti.

Arkeologlara tavsiye: Toprağı saklayın

Bonucci'nin tezi, diş taşı ve kemiklerdeki toprak birikintilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini gösteriyor. Araştırmacı, arkeologların buluntulardaki tüm toprağı temizlememesini ve yerel toprak örneklerini korumasını öneriyor: "Arkeologlara önerim, toprağı saklayın ve genetikçi bir arkadaşınızdan analiz etmesini isteyin." Çalışmanın en çarpıcı bulguları arasında İngiltere'de soyu tükenen sıçan soyu ve veba bakterisinin Avrupa'daki erken yayılımına dair kanıtlar yer alıyor. Bonucci, bu bulguların insanlarla hayvanlar arasındaki tarihi ilişkinin daha fazla araştırılması gerektiğine işaret ettiğini vurguladı.

Ayrıca Bonucci, eski dönemlerdeki insan ve hayvan kalıntıları üzerinde yapılan araştırmalarda etik konulara dikkat çekilmesi gerektiğini belirtti: "Antik materyal sınırlı bir kaynaktır. Bu insanlardan sürekli diş ve kemik örneği alamayız. Ayrıca bir insanın yalnızca, bedeninden ibaret olmadığını anlamalıyız; çünkü DNA'sını toprakta bile bulabiliyorsunuz."

Biancamaria Bonucci, "Reading the archaeological record through ancient biomolecules" başlıklı doktora tezini 14 Ağustos'ta Tartu Üniversitesi'nde savundu. Tez danışmanları Profesör Kristiina Tambets ve Antonio de Dios Martinez ile Cambridge Üniversitesi'nden Christiana Lyn Scheib oldu; tez jürisinde ise British Columbia Üniversitesi'nden Doçent Camilla Speller yer aldı.

#antik DNA#veba#Tartu Üniversitesi#biyomolekül#arkeoloji

Bu haber ERR News (İngilizce) kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.

İlgili Haberler

Karanlık bataklık gölünde yüzen bir tatlı su levreği
teknoloji

Ahvenlerin karanlık bataklık göllerine uyumu gen düğmeleriyle

Eston, Litvanya ve İsveçli bilim insanları, tatlı su levreğinin karanlık ve asidik bataklık göllerine uyum sağlarken yeni genlerden çok, mevcut genleri düzenleyen küçük Anahtarların devreye girdiğini buldu.

6 saat önce
Leş kargası yakın plan
teknoloji

Kargalar insanlardan iki kat hızlı karar veriyor

Almanya'da yapılan araştırma, leş kargalarının görsel bilgiyi insan ve maymunlardan yaklaşık iki kat hızlı işleyerek karar verdiğini ortaya koydu.

8 saat önce
Akıllı telefon ekranında sosyal medya uygulaması ve haber akışı
teknoloji

EBU: Meta kamu yayıncılarına içerik muafiyeti tanımalı

Avrupa Yayın Birliği, Meta'nın 20 Kasım'da yürürlüğe girecek yeni iş koşullarının kamu yayıncılarını içeriklerini yapay zekâya açmaya zorladığını belirterek düzenleme talep etti.

16 saat önce
Laboratuvarda kan örneği ve test tüpleri
teknoloji

TÜ doktora çalışması: biyopsi yerine kan testi mümkün

Tallinn Üniversitesi'nde yapılan doktora çalışması, kan plazmasındaki vesiiküllerin daha iyi ayrıştırılmasını sağlayan bir yöntem geliştirdi.

19 saat önce