Mark Leonard: Avrupa kurallar çağının bittiğini kabul etmeli
Estonya kamu yayıncısı ERR'de Harri Tiido, Avrupalı düşünce kuruluşu uzmanı Mark Leonard'ın yeni kitabını değerlendirdi: kurallara dayalı düzen bitti, Avrupa uyum sağlamalı.

Estonya kamu yayıncısı ERR'in "Harri Tiido taustajutud" (Harri Tiido'nun arka plan söyleşileri) programının son bölümünde, Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) direktörü Mark Leonard'ın "Surviving Chaos. Geopolitics When the Rules Fail" (Kaosta Hayatta Kalmak: Kurallar Çökerken Jeopolitik, 2026) adlı kitabı ele alındı. Programı sunan Estonyalı diplomat ve gazeteci Harri Tiido'ya göre dünyadaki mevcut ayrım, demokrasiler ile otokrasiler ya da Doğu ile Batı arasında değil, düzen kavramına yaklaşım biçimleri arasında çiziliyor.
Kaos, uluslararası ilişkiler yorumcularının son dönemde en çok ilgi gösterdiği konulardan biri. Leonard kitabında düzeni sağlama yaklaşımlarını ikiye ayırıyor: yapılar ve kurumlar inşa etmeye çalışan "mimarlar" ile dünyanın nereye gittiğini anlayıp bu değişim içinde kendi yerini bulmaya çalışan "zanaatkârlar". Tiido'nun aktardığına göre Leonard, Batı'nın ve özellikle Avrupa'nın büyük bölümünü mimarlar, Çin'i ise zanaatkârlar kampına yerleştiriyor.
Eski düzen geride kaldı, yeni dil ihtiyacı doğdu
Leonard'a göre kurallara dayalı eski liberal dünya düzeni artık geçmişte kaldı ve yeni dönem yeni bir dil gerektiriyor. Yazar, içinde bulunduğumuz durumu "düzensizlik" değil, "düzen bozukluğu" olarak adlandırmayı öneriyor. Ona göre düzen bozukluğu, düzenin kâğıt üzerinde var olduğu ama kuralların ihlal edildiği bir durumu tanımlıyor; kuralların tümüyle yok sayıldığı durum ise bambaşka bir şey.
Kitabın önerisi, sıfırdan yeni yapılar kurmaya çalışmak yerine eskilerini yeni işlevlerle donatarak uyarlamak, farklı yaklaşımları denemek ve işleyeni sürdürmek. Tiido bu yaklaşımı girişimcilik kültürüne benzetiyor.
Leonard, Pekin'in Batı modeline göre kurulmuş küresel bir mimarinin lideri olmayı hedeflediği yönündeki varsayımı yanlış buluyor. Ona göre Çin yeni bir dünya düzeni inşa etmeye çalışmıyor; ortak bir düzenin bulunmadığı bir dünyaya hazırlanıyor ve bu geçişte kendi çıkarını gözetiyor. Avrupa ise değişime korkuyla bakıyor ve büyük planlara ya da alternatif bir düzen kurmaya daha yatkın davranıyor.
Aynı zihniyet yalnızca Çin'de değil, Hindistan'dan Türkiye'ye, Suudi Arabistan'dan Güney Afrika'ya kadar yükselen ekonomilerde de görülüyor. Tiido'ya göre ülkeleri bugün saflara ayıran şey tam da bu düşünce biçimi.
Avrupa için dört başlık ve pragmatik öneriler
Leonard yaklaşan başlıca değişimleri dört anahtar sözcükle özetliyor: sermaye, iklim, çipler ve medeniyetler. İngilizcede dördü de C harfiyle başlıyor; Tiido bu kısaltmayı bir dil oyunu olarak niteliyor. Her başlıkta Çin ile Batı arasındaki yaklaşım farkının izlerini görmek mümkün.
Yazara göre dünya, parçalanmış iktidarın, çok sayıda aktörün ve savaş ile suç arasındaki sınırın belirsizleşmesinin damgasını vurduğu, öngörülmesi güç bir "düzen bozukluğu" dönemine ilerliyor. Leonard bu durumu "çoklu kriz" kavramıyla açıklıyor: ortak sorun, parçalarının toplamından daha büyük hale geliyor.
Programda Bulgar siyaset bilimci İvan Krastev'in bir benzetmesine de yer verildi. Buna göre Avrupa, misyoner rolünden vazgeçip bir manastır gibi davranmalı: kendi kurallarını dayatmak yerine burada geçerli kurallar olduğunu net biçimde ortaya koymalı ve gelen herkesin bunlara uymasını beklemeli.
Tiido'nun aktardığı öneriler arasında Avrupa'nın kendi çıkarlarından hareket etmesi, güvenliği ABD'nin sırtına yüklemekten vazgeçmesi, ekonomi ve teknolojiden siyasete ve güvenliğe kadar riskleri pragmatik biçimde azaltması yer alıyor. Ayrıca tek bir sermaye piyasası kurulması, yatırımların Avrupa içinde yapılması ve şirketlerin yatırım için ABD'ye gitmek zorunda kalmaması, entelektüel potansiyelin de Avrupa'ya geri kazandırılması gerektiği belirtiliyor. Tiido'ya göre Avrupa'nın önündeki en büyük sınav, siyasi hayal gücünü yeniden kazanmak.
Bu haber ERR Rusça kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Anket: İspanya'da sağ partiler parlamentoda kesin çoğunluğa ulaşıyor
El Español gazetesinin anketine göre, geçen haftaki tren kazasının ardından Başbakan Pedro Sánchez'e destek azaldı ve sağ partiler erken seçim sonrası parlamentoda kesin çoğunluk elde ediyor.

ABD ara seçimlerinde kongre kontrolü kritik sandıklarda belirlenecek
ABD'de 3 Kasım ara seçimlerinde oy verme işlemi başladı; anketler Demokratların Temsilciler Meclisi ve Senato kontrolünü yeniden kazanabileceğine işaret ediyor.

ABD ara seçimleri: Uzman, Trump'ın oy oranındaki düşüşü değerlendirdi
Siyaset bilimci Annika Arras, ABD ara seçimlerinde Demokratların Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu kazanma ihtimalinin yüksek olduğunu, ancak Trump'ın düşük onay oranının kolay kolay düzelmeyeceğini söyledi.

Analist: Avrupa Rusya'ya tek sesle konuşmalı
Estonyalı yorumcu Peeter Kaldre'ye göre tek tek ülkelerin diplomasi hamleleri Avrupa'nın ortak mesajını zayıflatma ve yanlış başlangıç riski taşıyor.