dunya

Analist: Avrupa Rusya'ya tek sesle konuşmalı

Estonyalı yorumcu Peeter Kaldre'ye göre tek tek ülkelerin diplomasi hamleleri Avrupa'nın ortak mesajını zayıflatma ve yanlış başlangıç riski taşıyor.

3 Kasım 2026 14:12·3 dk okuma·Estonya HaberX'te paylaşWhatsAppFacebook
Avrupa Birliği bayrakları dalgalanıyor

Estonya'da yayımlanan ERR News'te yer alan bir yorum yazısında Peeter Kaldre, Avrupa'nın hem Rusya'ya hem de ABD'ye tek sesle konuşması gerektiğini savundu. Kaldre'ye göre tek tek ülkelerin kendi başına attığı diplomatik adımlar bu ortak mesajı zayıflatabilir ve yanlış bir başlangıca yol açabilir.

Yazıda, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ile Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre'un Rusya lideri Vladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmelerine dikkat çekiliyor. Kaldre, bu temasların Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy'nin kişisel talebiyle yapılmış olabileceğini belirtse de, savaş halindeki bir ülkenin liderinin halkının ölümünü durdurmak için her çareyi denemesinin başka, deneyimli siyasetçilerin bir adım ilerisini düşünmesinin başka bir şey olduğunu vurguluyor.

Yorumcuya göre Avrupa bu tür temasların yararlı olup olmadığı konusunda bölünmüş durumda ve Moskova bundan memnuniyet duyuyor. Her iki liderin de Avrupa adına değil kendi ülkeleri adına konuştuklarını vurgulamasını da eleştiren Kaldre, bunun Finlandiya ve Norveç'in birlikte Ukrayna'daki savaşı bitirebileceği izlenimini doğurduğunu yazıyor.

Moskova'nın bakış açısında değişim

Yazıda, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde ABD'nin önce Sovyetler Birliği'nin, ardından Rusya'nın bir numaralı düşmanı olduğu hatırlatılıyor. Bu durumun Donald Trump'ın 2024'te ABD başkanı olmasıyla değişmeye başladığı belirtiliyor: Washington Ukrayna'ya askeri yardımı durdurmuş ve özellikle ekonomik alanda Rusya'ya önemli tavizler vermişti. Bu süreçte birçok Avrupa ülkesi Trump'ın eleştirilerinin hedefi haline geldi.

Kaldre, Avrupa'nın Ukrayna'ya artan silah ve mali desteği ile Rusya'ya yönelik sertleşen yaptırımlarının kıtayı Moskova'nın yeni baş düşmanı konumuna getirdiğini aktarıyor. Ona göre Moskova, Avrupa Ukrayna'nın arkasında durduğu sürece Ukrayna'nın teslim olmasının beklenemeyeceğini anladı ve bu nedenle Avrupa ülkelerine yönelik hibrit saldırılar, sabotaj eylemleri ve yıldırma kampanyaları başlattı.

Yazıda, 25 Ekim'de Kremlin dış politika danışmanı Yuri Ushakov'un, Kremlin yanlısı televizyon gazetecisi Pavel Zarubin'e Avrupa'nın Ukrayna barış görüşmelerine katılımının kritik önemde olduğunu söylediği hatırlatılıyor. Kaldre bunu Moskova'nın bu yöndeki ilk tavizi olarak nitelendiriyor; daha önce Rusya'nın ya Avrupa'yı görmezden geldiğini ya da alaycı ifadelerle karşıladığını belirtiyor.

Güvenlik analisti Dmitry Adamsky'nin 21 Ekim'de Foreign Affairs dergisinde yazdığına atıf yapılan yorumda, Rus düşüncesinde stratejik bir yer değiştirmenin yaşandığı, yani Moskova açısından ABD ile Avrupa'nın yerlerini değiştirdiği ifade ediliyor.

PURL programı ve nükleer tartışma

Ukrayna'ya askeri yardımın artık alışılmadık bir düzene dayandığı belirtiliyor: ABD doğrudan silah vermiyor, Avrupa kendi parasıyla ABD silahları satın alıp Ukrayna'ya gönderiyor. PURL (Prioritized Ukraine Requirements List) adı verilen bu program kapsamında Avrupa denklemden çıkarılsaydı Ukrayna silahlarının önemli bir bölümünden yoksun kalacaktı.

Yazıda ayrıca hem ABD'nin hem de Rusya'nın Avrupa'nın nükleer emellerinden endişe duyduğu belirtiliyor. Pentagon politika şefi Elbridge Colby'nin "NATO 3.0" kavramını ortaya attığı, bunun ABD'nin Avrupa'daki konvansiyonel güçlerini ve silahlarını büyük ölçüde azaltıp "nükleer şemsiyesini" sürdürmesi anlamına geldiği aktarılıyor. Fransa ve Birleşik Krallık'ın Avrupa'nın kendi ortak nükleer caydırıcılığına sahip olması fikrini giderek daha fazla tartıştığı, Almanya, Polonya, Kuzey ülkeleri ve Baltık ülkelerinin bu gelişmeye ilgi gösterdiği kaydediliyor.

Kaldre'ye göre bu, ABD için Avrupa'daki etkisinin azalması anlamına gelir ve Washington bundan tamamen vazgeçmeye niyetli değil. Moskova açısından ise bu yeni bir "kırmızı çizgi" oluşturuyor. NATO'nun Avrupa üyelerinin nükleer kapasitesini artırması, Kremlin'in en büyük hayaline, yani NATO'nun dağılmasına darbe vuracaktır; zira NATO'nun 1997 sınırlarına çekilmesi gerektiğini savunmak çok daha zor hale gelir.

Ancak yazıya göre bu, Moskova'nın Avrupa'yı yıldırma ve küçük düşürme girişimlerinden vazgeçeceği anlamına gelmiyor. Ushakov, Avrupa'nın Ukrayna barış görüşmelerine katılımının şart olduğunu söylemesinden yalnızca üç gün sonra, Avrupalıların Abu Dabi'de Rusya, ABD ve Ukrayna arasında yapılacak teknik görüşmelere davet edilmediğini, ancak isterlerse bir "bilet satın alarak" katılabileceklerini açıkladı.

Kaldre bu nedenle Avrupa'nın hem Rusya'ya hem de ABD'ye tek sesle konuşmasının daha da önemli hale geldiğini vurguluyor. Ona göre tek tek ülkelerin kendi başına attığı adımlar yanlış bir başlangıca yol açabilir.

#Avrupa diplomasisi#Rusya#Ukrayna savaşı#Peeter Kaldre#NATO#Estonya

Bu haber ERR News (İngilizce) kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.

İlgili Haberler

Hürmüz Boğazı'nda seyreden bir savaş gemisi
dunya

ABD, Hürmüz Boğazı'nda İran hedeflerine sınırlı saldırı düzenledi

ABD ordusu, Hürmüz Boğazı'ndaki Qeshm Adası'nda İran hedeflerine savunma amaçlı ve sınırlı kapsamlı bir saldırı gerçekleştirdi.

8 saat önce
Hava savunma dronu alacakaranlıkta gökyüzünde
dunya

Letonya, Rusya'dan gelen hava objektifini düşüremedi

Letonya hava sahasına Rusya'dan giren kimliği belirsiz bir hava aracı, Letonya ordusunun BLAZE önleme dronuyla düşürülemedi. Objekt 19 dakika sonra Rusya'ya geri döndü.

12 saat önce
ABD Başkanı Donald Trump'ın Iowa'da düzenlediği kampanya mitingi
dunya

Trump, ara seçimler öncesi Iowa'da son mitingini yaptı

ABD Başkanı Donald Trump, Salı günkü Kongre ara seçimleri öncesinde Iowa eyaletinde son kampanya etkinliğini düzenledi. Ülke çapındaki anketler Demokratların önde olduğunu gösteriyor.

16 saat önce
Stüdyoda bir askeri uzmanın televizyon programında konuşması
dunya

Eston uzman: ABD'nin savaş bilançosu ve İran krizi

Eston televizyonu ERR'de konuşan Leo Kunnas, ABD'nin Vietnam ve Afganistan'da siyasi hedeflerine ulaşamadığını, İran'da da belirsizlik sürdüğünü söyledi.

17 saat önce