Estonya'da antidepresan kullananların sayısı on yılda arttı
Estonya'da antidepresan kullanan kişi sayısı on yılda 70 binden 120 binin üzerine çıktı; en keskin artış 35 yaş civarındaki kişilerde görülüyor.

Estonya'da antidepresan kullanan kişi sayısı son on yılda 70 binden 120 binin üzerine çıktı. Son üç yılda yazılan reçete sayısı ise yaklaşık dörtte bir oranında arttı. Artışın en belirgin olduğu grup ise 35 yaş civarındaki kişiler.
Cerveau kliniğinde psikiyatri uzmanlık eğitimini sürdüren doktor Vladislav Bartoş, bunun tek bir nedene bağlanamayacak, birbiriyle bağlantılı bir gelişme olduğunu söyledi. Bartoş'a göre tabloyu aynı anda birkaç etken birden besliyor.
ETV+ kanalında yayınlanan "Kohv+" programına konuşan Bartoş, ilk etken olarak hastalığa yönelik damgalanmanın azalmasını gösterdi. Ona göre insanlar artık hasta olmaktan daha az utanıyor ve ihtiyaç duyduklarında yardım istemekten çekinmiyor. İkinci etken, antidepresanların ve genel olarak ilaçlara erişimin kolaylaşması. Üçüncü etken, son yıllarda siyasi olaylar ve ekonomik durum nedeniyle insanların daha yüksek düzeyde stres ve kaygıyla karşılaşması. Dördüncü etken ise toplumun genel olarak bireyci yapısı: Bartoş'a göre çok sayıda insan yalnız ve güvenilir bir sosyal desteğe sahip değil; kendini izole hissettiği için stresle baş etmekte zorlanıyor.
Depresyonun basamakları ve tedavi yaklaşımı
Depresyon hafif, orta ve ağır olmak üzere üç düzeyde görülüyor. Antidepresan tedavisine genellikle orta düzeydeki depresyonda başlanıyor.
Bartoş, kulağa basit gelen ama pratikte önemli önerilerin altını çizdi: kaliteli dinlenme, sosyal ilişkiler ve düzenli beslenme. Fast food ve aşırı işlenmiş gıdaların ruh sağlığını kötüleştirdiğinin bilindiğini belirten Bartoş, depresyon bir hastalık olarak ortaya çıktığında bunların yeterli olmadığını kaydetti. Ona göre kişi bu durumdan tek başına çıkamaz; çünkü durum uzun sürüyor ve kötüleşme eğilimi gösteriyor. Bartoş, depresyon ne kadar ağırsa antidepresanların etkisinin de o kadar belirgin olduğunu vurguladı.
Doktora göre depresyonun en önemli göstergesi intihar düşünceleri. Daha az fark edilen belirtiler arasında uyku bozukluğu, sabahları kendini kötü hissetme, hayata ilgi kaybı ve apati yer alıyor. Bu belirtiler çoğu zaman yavaş yavaş ve fark edilmeden gelişiyor.
Bartoş, hekim açısından reçete yazıp sorunun çözülmesini beklemenin daha kolay olduğunu da söyledi. Hastaların da sık sık her şeyi düzeltecek bir ilaç beklediğini, hayatlarında köklü bir değişiklik yapma ihtiyacı duymadığını belirtti. Ancak ilacın yalnızca belirtilere yönelik rahatlama sağlayabildiğini, bu dönemin durumu daha derinlemesine değerlendirmek için kullanılması gerektiğini ekledi. Depresyon, kaygı bozukluğu veya obsesif-kompulsif bozukluk ortaya çıktığında çoğunlukla terapi öneriliyor.
Antidepresanların kişiye özel seçildiğini vurgulayan Bartoş, süreç içinde ilacın değiştirilmesinin gerekebildiğini anlattı. Verilen ilk ilacın vakaların yaklaşık yarısında uygun çıktığını, diğer yarısında farklı ilaçların denenmesi gerektiğini söyledi. Etkinliğin hastanın tepkisine göre değerlendirildiğini; hangi ilacın kime iyi geleceğinin ve hangi yan etkilerin ortaya çıkacağının önceden tahmin edilemediğini belirtti.
Bu haber ERR Rusça kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Estonya'da aile hekimliği sistemi dijital çağda eskidi
Confido medikal merkezinin yöneticisi Edvard Garder, Estonya'daki aile hekimliği listelerinin reforme edilmesi ve tüm mezun doktorların birkaç yıl aile hekimi olarak çalışması gerektiğini söyledi.

Estonya'da sarhoşluk tespiti için yeni düzenleme tartışılıyor
Estonya'da sarhoşluk tespitinin acil servisler yerine daha çok sahada yapılmasını öngören yasa değişikliği, sağlık çalışanları arasında tartışma yarattı.

Estonya'da uzmanlık eğitimi başvuruları rekor kırdı
Tartu Üniversitesi'nde bu yıl 187 yeni asistan hekim uzmanlık eğitimine başladı; toplam asistan hekim sayısı 891'e çıkarak rekor kırdı.

Estonyalı diş hekimi: Süt dişleri mutlaka tedavi edilmeli
Estonyalı diş hekimi Raili Luikmel, süt dişlerindeki çürüğün kalıcı dişlere de yayıldığını belirterek erken yaşta diş bakımı alışkanlığının önemine dikkat çekti.