Eston uzman: Ekranı bırakmak da öğrenilmesi gereken bir beceri
Eğitim uzmanı Marit Kannelmäe-Geerts, çocukları ekrandan uzaklaştırmanın tek başına yeterli olmadığını, dikkati yönetme becerisinin öğretilmesi gerektiğini yazdı.

Eston eğitim uzmanı Marit Kannelmäe-Geerts, ERR Uudised'de yayımlanan yazısında, çocukları dijital araçlardan uzaklaştırmanın tek başına sorunu çözmediğini değerlendirdi. Kannelmäe-Geerts'e göre gençlere dikkatlerini nasıl koruyacakları ve yönetecekleri öğretilmediği sürece, cihazı ya da erişimi elinden almak sorunun yalnızca bir bölümünü ortadan kaldırıyor.
Yazıda, 2025 yılında yapılan PISA araştırmasının Estonya için iyi sonuçların yanında önemli bir soruna da işaret ettiği belirtiliyor: Gençlerin zamanının ve dikkatinin büyük bölümü dijital dünyada geçiyor. Estonya'daki 15 yaşındaki öğrencilerin dijital araçlarda haftada ortalama yaklaşık 50 saat geçirdiği, eğlence amaçlı dijital kullanımın uluslararası ortalamanın üzerinde olduğu ve bunun yalnızca okul dışı saatlerle sınırlı kalmadığı ifade ediliyor.
Estonyalı öğrencilerin yüzde 36'sı, dijital araç kullanımının fen bilimleri dersinde dikkatlerini sık sık dağıttığını söylüyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkelerinde bu oran ortalama yüzde 28. Estonya'da öğrenciler okul günü içinde eğlence amaçlı dijital kullanıma ortalama 1,3 saat ayırıyor.
Sınırlar gerekli ama tek başına yeterli değil
Kannelmäe-Geerts, dijital kullanımı sınırlama isteğinin anlaşılır olduğunu vurguluyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in duyurduğu Avrupa Birliği Kids Act kapsamında, 13 yaş altındakilerin sosyal medyaya erişiminin yasaklanması ve 15 yaş altındakilerin hesabı yalnızca ebeveynin oluşturup yönettiği sınırlı bir biçimde kullanabilmesi öngörülüyor.
Yazıya göre derste telefonun masada olmaması, gece dinlenme saatlerinde çocuğun arkadaşlarına ya da algoritmaya erişilebilir olmaması makul kurallar. Telefonsuz bir okul günü, ekransız ortak bir akşam yemeği veya şarj noktasının yatak odasının dışında tutulması iyi anlaşmalar olabilir. Ancak cihazı ya da erişimi basitçe elinden almak, gence dikkatini nasıl koruyacağını öğretmiyor.
PISA sonuçları aynı zamanda okuma becerisinde düşüş eğilimine ve görevlerin giderek daha aceleci ve yüzeysel çözülmesine işaret ediyor. Kannelmäe-Geerts, bunun doğrudan "ekran süresi okuma becerisini düşürüyor" sonucuna varmak için yeterli olmadığını, ancak bu kadar yoğun dijital kullanımın yanında gençlere okumak, derinleşmek, sıkılmak ve okuduğu üzerine düşünmek için yeterli zaman kalıp kalmadığını soruyor.
Uzmana göre dikkati korumak bir beceri; telefonu elden bırakmak, sıkılmaya katlanmak, her bildirime tepki vermemek ve ekranın artık kendi amacına değil, kendisinin ekranın amacına hizmet ettiğini fark etmek de öğrenilebilir.
Estonya gençlerinin dijital becerilerinin iyi olduğunu belirten Kannelmäe-Geerts, dijital yetkinliğin eleştirel düşünmeyi de kapsaması gerektiğini savunuyor: Belirli bir içeriğin neden gösterildiği, algoritmanın dikkati nasıl tuttuğu ve bir paylaşımın neden bu kadar güçlü bir tepki yarattığı sorgulanmalı. Aynı şekilde öz düzenleme de önemli: Telefon yanında titreşirken yarım kalan iş bitirilebiliyor mu, yoksa yarım saattir amaçsızca ekran mı kaydırılıyor?
Okulun ve ailenin rolü
Yazıda okulun burada önemli bir rolü olduğu vurgulanıyor. Estonya'daki öğrencilerin yalnızca üçte birinin okulda ders bazında dijital araç kullanımına ilişkin yönergesi varsa, dijital davranışın yönetimi büyük ölçüde çocukların kendi omuzlarına bırakılmış olabilir. Dijital aracın ne zaman ve ne için kullanılacağı, ne zaman bir kenara konulacağına dair ortak bir anlaşma hem öğrenciye hem öğretmene yardımcı olur.
Kannelmäe-Geerts, dijital dünyanın yalnızca dikkat ve öğrenme meselesi olarak görülemeyeceğini hatırlatıyor. Sosyal medya genç için aynı zamanda aidiyet, takdir, ilişki, mizah ve bilgi aradığı bir yer. Bu nedenle "telefonu bırak" demek yeterli değil; telefonun o genç için ne yaptığını, neyin yerini aldığını, ne iyi sunduğunu, oradaki ilişkilerin başka yerde eksik olup olmadığını, rahatsız bir duygudan kaçış mı yoksa aidiyet ihtiyacı mı olduğunu araştırmak gerekiyor.
Yazıya göre genç ile dijital dünyanın riskleri arasındaki en güçlü koruma, bir yetişkinle kurulan destekleyici ilişki. Genç, bir şeyler ters gittiğinde bile yargılanmadan ya da cezalandırılmadan konuşabileceğini bilmeli. Tüm sorumluluğu ebeveynlerin sırtına yüklemek de doğru değil: Ebeveynler sıklıkla çocuklarla aynı dikkat tuzaklarıyla mücadele ediyor ve onlar da net anlaşmalara, bilgiye ve desteğe ihtiyaç duyuyor, bir suç yüküne değil. Dijital konular ebeveyn eğitiminin, okul-aile işbirliğinin, aile hekimlerinin, ruh sağlığı uzmanlarının, gençlik çalışmasının ve toplumsal destek sistemlerinin doğal bir parçası olmalı.
Kannelmäe-Geerts, PISA sonuçlarının teknolojinin kötü olduğunu ya da okulda dijital araçlardan vazgeçilmesi gerektiğini söylemediğini belirtiyor. Ancak bu sonuçlar, ekranların gençlerin gününün ne kadarını aldığını ve bunun yanında nelerin geri plana itildiğini dürüstçe değerlendirmek için gerekçe sunuyor. Yazara göre belki de Estonya eğitiminde, gencin dijital dünyada baş edebilmek için ihtiyaç duyduğu sosyal-duygusal becerilerin öğretimini geniş biçimde uygulamaya koymanın zamanı geldi.
Sosyal medyayla baş etmek, kişinin kendi duygusunu ve dürtüsünü fark etmesini, gerçek ilişki ile tepki düğmesi arasındaki farkı görmesini, sıkılmaya, kıskançlığa, dışlanmışlık duygusuna ve rahatsızlığa katlanmasını gerektiriyor. Ayrıca iletişim becerisi de istiyor: Bir çatışmayı nasıl çözeceğini, aşağılamaya nasıl ortak olmayacağını, grup yanlış yöne giderken nasıl "hayır" diyeceğini ve bir şey sınırı aştığında nasıl yardım isteyeceğini bilmek gibi. Eleştirel düşünme de gerekli: Algoritmanın nasıl çalıştığı, belirli bir içeriğin neden gösterildiği, bir görselin nasıl işlendiği ve bir yabancının ideal anının kendi hayatının ölçüsü olmadığı kavranmalı.
Bu becerilerin okuma, matematik ya da trafikte davranma gibi öğrenilmesi gerektiğini yazan Kannelmäe-Geerts'e göre eğitime çocuklukta, evde ve anaokulunda başlanabilir, okulda sürdürülebilir. 16 yaşındaki bir genç trafiğe doğrudan salınmaz; önce teorik ve pratik bir kurstan geçer, kendisi sürmeye hazır olana kadar yanında biri olur. Dijital dünya da benzer şekilde işler ve yeni eğitim yılı başlangıcı bunun için iyi bir fırsat sunar; çünkü yeni rutinler, ilişkiler ve anlaşmalar zaten oluşmaktadır.
Yazıda, çoğu zaman etkinin kısa alıştırmalarda, oyunlarda, sohbetlerde ve ortak anlamlandırmada ortaya çıktığı belirtiliyor. Bu tür kısa sosyal-duygusal etkinlikler anaokulunda ve ilkokul sınıflarında kullanılarak beceriler günlük deneyime dönüştürülebilir. Çocuk erken yaşta "şu anda sinirliyim", "hemen tepki vermek istiyorum ama bir an durabilirim", "yardım isteyebilirim" ya da "arkadaşımla barışabilirim" demeyi öğrenirse, aslında dijital dünyada ihtiyaç duyacağı beceriyi öğrenmiş olur.
Sosyal medya, çocuğun henüz yapamadığı şeyleri sıklıkla büyütür: dürtü, karşılaştırma, yalnızlık, öfke, aidiyet ihtiyacı ve dışarıda kalma korkusu. Bu beceriler risk gerçekten büyümeden önce öğretilirse, önleme yoluyla önemli bir temel oluşturulmuş olur ve yalnızca sonuçlara tepki vermek zorunda kalınmaz. Estonya gençlerinin iyi dijital becerileri bir güç; ancak sonraki adım, teknolojinin ne zaman kullanılmayacağını da aynı bilinçle öğretmek, yani doğru anda dijital aracı bir kenara bırakma tercihini yapma ustalığını kazandırmak.
Bu haber ERR Uudised (Estonca) kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Tartu banliyösünde öğrenciler otobüs yoğunluğunda mahsur kalıyor
Tartu'nun Kõrveküla bölgesinden kent merkezine giden öğrenci otobüsleri aşırı kalabalık nedeniyle öğrencileri geride bırakıyor; çözüm ise 2028'e kadar görünmüyor.

Estonya'da öğretmenler uyarı grevi yapacak
Estonya Eğitim Çalışanları Sendikası, öğretmen maaşlarının 2312 euroya çıkarılması talebiyle önümüzdeki salı bir saatlik uyarı grevi düzenleyecek.

Rajaleidja: Öğretmenle veli arasındaki kopukluk sorunları büyütüyor
Estonya'da eğitim danışma merkezi Rajaleidja yöneticisi Raul Kadaste, velilerle öğretmenler arasında açık iletişim kurulmadığında sorunların büyüdüğünü söyledi.

Tallinn eski bakanlık binasını okul için devraldı
Tallinn kent meclisi, eski Tarım Bakanlığı binasını Vanalinna hariduskolleegium adlı okulun kullanımına vermek üzere devralma kararı aldı.