ABD baskısı sonrası Kanada ve Litvanya dezenformasyon konferansından çekildi
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın baskısı üzerine Kanada ve Litvanya, Brüksel merkezli EU DisinfoLab'ın dezenformasyon konferansına desteğini geri çekti.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın baskısı sonucunda Kanada ve Litvanya, Brüksel merkezli kâr amacı gütmeyen kuruluş EU DisinfoLab tarafından 7-8 Ekim'de düzenlenen dezenformasyonla mücadele konferansına verdikleri desteği geri çekti. Reuters ve Politico'nun haberine göre konferansın programında Washington'ın Avrupa'ya yönelik bilgi kampanyalarındaki rolünü ele alan bir panel yer alıyordu.
ABD'li diplomatların birkaç gün boyunca Litvanya, Kanada ve Fransa'daki muhataplarıyla temas kurduğu belirtildi. Edinilen bilgilere göre ABD'li yetkililer, konferansın ana destekçileri arasında gösterilen Kanada ve Litvanya dışişleri bakanlıklarını desteklerinden uzaklaşmaya ikna etti. İki ABD'li yetkilinin aktardığına göre Vilnius ile yapılan görüşmelere ABD'nin Litvanya Büyükelçisi Kara McDonald katıldı.
Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi (EEAS) de konferansın destekçiler listesinden çıktı. Ancak Reuters, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın EEAS ile bu konuda temas kurup kurmadığını doğrulayamadı. Fransa hükümeti ise listede kalan tek ana sponsor olarak görünüyor.
"ABD bir FIMI tehdidi olarak" paneli tartışma yarattı
Konferansın tartışmalı paneli, ABD yaptırımlarına maruz kalan Uluslararası Ceza Mahkemesi yargıcının planlanan konuşmasının ardından yapılacaktı. "ABD bir FIMI tehdidi olarak: tanımak, uyum sağlamak, karşı koymak" başlıklı oturumda FIMI kavramı ele alınacaktı. FIMI, İngilizce "foreign information manipulation and interference" ifadesinin kısaltması olup dış kaynaklı bilgi manipülasyonu ve müdahale anlamına geliyor. Terim, genellikle Rusya gibi yabancı aktörlerin kamuoyunu yanıltmaya yönelik faaliyetlerini tanımlamak için kullanılıyor.
Politico'nun gördüğü ABD Dışişleri Bakanlığı belgesine göre konferans, Washington'ı Rusya ve Çin gibi dış rakiplerle aynı kefeye koyuyor. Belgede bunun yanlış bir denklik olduğu ve Rusya ile Çin'in demokrasilere müdahalesinin kapsamını ve niteliğini gölgelediği ifade ediliyor.
Konferans programında panelin amacının, dezenformasyonla mücadelede "en rahatsız edici sorulardan birini" ele almak olduğu belirtiliyordu: "Amerika Birleşik Devletleri Avrupa için nasıl bir FIMI tehdidi hâline geldi?"
ABD Dışişleri Bakanlığı, diplomatik görüşmelerin ayrıntılarını paylaşamayacağını ancak ülkelerin, ABD'nin dezenformasyon tehdidi olarak adlandırıldığını öğrendikten sonra konferanstan uzaklaşmasının şaşırtıcı olmaması gerektiğini bildirdi. Bakanlık, bu tür bir ifadenin ortak hedefleri zayıflattığını ve ilgililer için alarm zili çalması gerektiğini belirtti.
Kanada Dışişleri Bakanlığı, yetkililerinin DisinfoLab konferansına katılmaya devam ettiğini ancak etkinliklerin çerçevesinde değişiklikler yaşanması üzerine birkaç paneldeki katılımlarını değiştirmeye karar verdiğini açıkladı. Litvanya Dışişleri Bakanlığı ise konferans programının bazı bölümlerinin hükümetin resmî tutumundan farklı olduğu gerekçesiyle katılımını iptal ettiğini duyurdu.
Bir Fransız diplomat Reuters'e, Fransa hükümetinin programın hazırlanmasında yer almadığını ancak DisinfoLab konferansı da dahil olmak üzere dezenformasyonla mücadeleye yönelik sivil toplum çabalarını düzenli olarak desteklediğini söyledi.
Politico'ya göre Norveç, Romanya ve Polonya yetkilileri hâlâ konferans katılımcıları arasında bulunuyor. Bu ülkelerin dışişleri bakanlıkları sözcüleri yorum talebine yanıt vermedi. Avrupa Birliği yetkilileri de hemen açıklama yapmadı; EU DisinfoLab ise Avrupa'da mesai bitiminde gönderilen mesaja yanıt vermedi.
Habere göre ABD hükümeti, Avrupa Birliği ülkelerini Washington'ın ifade özgürlüğü standartlarına uymaya zorlamak için çeşitli girişimlerde bulundu. Bunlar arasında kamuoyu eleştirileri, AB yasalarına karşı kapalı kapılar ardında yürütülen lobi faaliyetleri ve Avrupalılara yönelik vize kısıtlamaları yer alıyor. ABD yönetimi ayrıca ülke içinde dezenformasyonla mücadele eden hükümet birimlerini lağvetti; bu birimler arasında Dışişleri Bakanlığı ve İç Güvenlik Bakanlığı bünyesindeki yapılar da vardı. Şu anda iktidarda olan Cumhuriyetçiler, sosyal medya platformlarını çevrimiçi yanlış bilgiyle daha aktif mücadeleye zorlayan Avrupa yasalarından da rahatsız. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın yabancı hükümetlere konferansla ilgili baskı yapmadaki rolünü ilk olarak The Guardian gazetesi haberleştirdi.
Bu haber ERR Uudised (Estonca) kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

AB'nin yeni yaptırım paketinden Estonya'nın talebiyle bir Rus firması çıkarıldı
Avrupa Birliği'nin 22. Rusya yaptırım paketinden Estonya'nın talebiyle bir Rus şirketi çıkarıldı. Şirketin Estonya'daki Silmet'e nadir toprak elementleri tedarik ettiği belirtiliyor.

Avustralya Yüksek Mahkemesi kömür madeni genişlemesini durdurdu
Avustralya Yüksek Mahkemesi, iklim aktivistlerinin itirazı üzerine Yeni Güney Galler'deki Mount Pleasant kömür madeninin 2048'e kadar genişletilmesini durdurdu.

Dünyanın en uzun denizaltı boru hattı nasıl 250 bin dolara havaya uçuruldu?
Almanya'da Nord Stream boru hatlarına düzenlenen sabotaj iddiasına ilişkin dava açılıyor. Uzmanlara göre 20 milyar euroluk altyapı, 250 bin dolarlık küçük bir operasyonla yok edildi.

Rubio Atina'da konuştu: Batı medeniyeti dönüm noktasında
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Atina'da yaptığı konuşmada Batı medeniyetinin dönüm noktasında olduğunu söyledi ve Avrupa'yı uzun uykusundan uyanmaya çağırdı.