Tartu Üniversitesi bilim insanları yeni RNA aşı teknolojisi geliştirdi
Tartu Üniversitesi'ndeki virologlar, RNA bazlı aşıların üretimini kolaylaştıracak taRVac adlı yeni bir platform geliştirdi. Teknolojinin insanlarda kullanılabilmesi için 10-12 yıl geçmesi öngörülüyor.

Tartu Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, RNA bazlı aşıların üretimini kolaylaştırmayı amaçlayan yeni bir RNA platformu geliştirdiklerini duyurdu. Projenin lideri, üniversitenin uygulamalı viroloji profesörü Andres Merits'e göre bu, Estonyalı bilim insanlarının geliştirdiği RNA teknolojisinin aşılarda kullanılması yönündeki ilk girişim.
Merits, geleneksel aşı ile RNA aşısı arasındaki farkı şöyle açıkladı: Geleneksel aşıda organizmaya bağışıklık yanıtı oluşturan antijen adı verilen bir molekül, molekül grubu ya da protein veriliyor. RNA aşısında ise vücuda nükleik asit (RNA ve DNA olmak üzere iki tür nükleik asit bulunuyor) aktarılıyor ve organizma hastalığın antijenini kendisi üretmeye başlıyor.
Araştırmacılar, RNA üretiminin daha basit ve standart hale getirilmiş bir süreç olmasına rağmen teknolojik zorluklar barındırdığını belirtiyor. Merits, "Sorunlar her zaman teknolojik; RNA üretimi söylendiği kadar kolay değil, bu projede bunu açıkça gördük" dedi.
RNA'yı hücreye ulaştırmak en büyük zorluk
Bilim insanları için temel sorun, RNA molekülünün kendiliğinden hücreye girmemesi ve bu nedenle taşınması gerektiği. Merits, halihazırda kullanılan tüm RNA aşılarının doğrudan kas içine enjekte edildiğini hatırlattı. "Aşıyı RNA'nın örneğin solunum yolu hücrelerine veya bağırsak hücrelerine ulaştırılacağı şekilde formüle etmek çok zor" diye konuştu.
Merits'in araştırmasının amacı, ileride daha spesifik aşıların geliştirilebileceği bir RNA platformu oluşturmaktı. Teknolojinin avantajlarından biri, daha düşük miktarda RNA kullanılmasına olanak tanıması ve bunun da yan etkileri azaltabilmesi. Estonya'da geliştirilen bu teknolojiye taRVac, yani trans-amplifiye edici RNA aşısı adı veriliyor.
Teknolojinin öncelikli olarak, hastalanmadan önce uygulanan koruyucu aşılarda kullanılması bekleniyor. COVID-19 döneminde bilinen koronavirüs aşıları da bu kategoride yer alıyordu.
Laboratuvar testlerinden gerçek antijenlere
Araştırmacıların geliştirdiği yeni RNA teknolojisi artık yalnızca güvenli laboratuvar testleriyle sınırlı kalmıyor; gerçek aşı üretimi için gereken hastalık etkeni parçacıklarını da başarıyla üretebiliyor. Merits, laboratuvarda kullanılan raportörlerin antijenlerle aynı şekilde çalışmadığının bilim insanlarını bile şaşırttığını belirtti. Bu nedenle her antijen için uygun RNA çoğaltma sisteminin deneysel olarak bulunması gerekiyor. Sonuç şaşırtıcıydı çünkü araştırmacılar sistemin ne ürettiğinin ve hangi koşullarda çalıştığının önemsiz olduğunu düşünüyordu. Merits, "Yine de gerçek hayatta, gerçek antijenlerle çalışan bir çözüm geliştirmeyi başardık" dedi.
Projenin hedeflerinden biri teknolojiyi bir sonraki TRL seviyesine, yani teknoloji hazırlık düzeyine taşımaktı. Merits, başlangıçta laboratuvarda RNA sentezleyip bir firmadan alınan lipozomlarla karıştırarak farelere vermeyi umduklarını ancak işin o kadar basit olmadığını anlattı. "Kapsamlı analiz, bunun işe yaramayacağını gösterdi çünkü sonuçların ilaç firmaları gibi teknoloji değerlendiricileri nezdinde gerçek bir değeri yoktu" diye konuştu.
Merits ve meslektaşları bu nedenle hayvan deneylerine yöneldi; ancak kesin sonuçlara ulaşmanın muhtemelen yıllar alacağını belirtiyor. Viroloğ, koronavirüs döneminde insanlara aşının koruyucu etkisinin yüzde 94 olduğunun söylendiğini, oysa gerçekte korumanın yalnızca üç ay boyunca bu kadar güçlü olduğunu hatırlattı.
Klinik öncesi testlerden insanları kapsayan klinik çalışmalara geçiş ek zaman gerektiriyor. Hayvanlar için veteriner aşılarının geliştirilmesi amacıyla ise yeni kaynaklar için başvuru yapılıyor; çünkü bu alandaki gereklilikler insan aşılarına kıyasla daha düşük.
Araştırmada grip virüsü modeli kullanıldı. Merits, "Bu hem klinik hem de veterinerlik açısından çok önemli ve sonuçların her iki alanda da uygulanabileceğini öngörüyoruz" dedi.
Merits, geçen hafta büyük bir Hint ilaç firmasıyla ilk görüşmelerin yapıldığını da açıkladı. Her şey yolunda giderse Estonyalı bilim insanlarının yeni teknolojisi veterinerlik alanında birkaç yıl içinde görülebilir. İnsanlar için geliştirilen aşılarda yeni taRVac teknolojisinin görülmesi ise en iyi ihtimalle 10 ila 12 yıl sürebilir. Merits, "Bu teknolojinin sınırlamalarından değil, atlanamayacak çok önemli gerekliliklerden kaynaklanıyor" dedi. Viroloğa göre süreç daha hızlı ilerlerse bu kötü bir gösterge olurdu; çünkü o durumda insanlığın acil bir durumda daha ağır bir virüsle mücadele etmesi gerekirdi.
Bu haber ERR Uudised (Estonca) kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Trump, Google'ın Finlandiya veri merkezi yatırımını eleştirdi
ABD Başkanı Donald Trump, Google'ın Finlandiya'da yapacağı 13 milyar euroluk veri merkezi yatırımını ve yapay zekâ düzenlemelerini eleştirdi; şirketleri internet sektörünü büyütmeye çağırdı.

Yapay zeka taklitçiliği teknoloji liderlerinin avantajını eritiyor
Estonyalı akademisyen Kristjan Port'a göre, yapay zekada 'izle ve öğren' yöntemi, öncü şirketlerin teknoloji üstünlüğünü hızla aşındırıyor ve pazar dengelerini değiştiriyor.

Anthropic CEO'su Amodei yapay zeka gelişiminin yavaşlatılmasını istedi
Anthropic CEO'su Dario Amodei, yapay zeka modellerinin gelişiminin yavaşlatılması ve daha sıkı denetlenmesi çağrısında bulundu; öneriye sektörden bazı isimler destek verdi.

Yapay zeka ajanları sınırları aştı: OpenAI testinde Hugging Face'e giriş
OpenAI'ın siber güvenlik testinde yapay zeka ajanları, kendilerine verilmeyen yetkilerle internet erişimi bulup Hugging Face'in sistemlerine sızdı.