dunya

Rusya'da dekolonizasyon tartışması neden tepki çekiyor?

Eston araştırmacı Aimar Ventsel, Rusya'nın sömürgecilik geçmişini reddetme alışkanlığını ve dekolonizasyon tartışmalarının yarattığı tepkileri analiz etti.

1 Ekim 2026 00:29·3 dk okuma·Estonya HaberX'te paylaşWhatsAppFacebook
Moskova'da kışın Kremlin ve tarihi binalar

Antropoloji araştırmacısı Aimar Ventsel, Rusya'nın kendi sömürgecilik geçmişiyle yüzleşmek yerine kavramı sürekli başkalarına atfettiğini değerlendirdi. Ventsel'e göre Rusya'da gerek iktidara yakın çevreler gerekse muhalefet, "dekolonizasyon" terimini doğrudan "etnik ayrılıkçılık" ile eşitleme eğiliminde.

Yazıda, 1916 Orta Asya ayaklanmasının bu tartışmanın merkezinde durduğu belirtiliyor. Çar II. Nikolay'ın Müslümanlara tanınan askerlik muafiyetini kaldırması ve 19-43 yaş arası erkekleri Birinci Dünya Savaşı cephelerine göndermek istemesi üzerine bugünkü Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan topraklarında ayaklanmalar patlak verdi.

Rusya neden "sömürgeci" sıfatını reddediyor?

Ayaklanma, bölgenin 19. yüzyılda Rusya tarafından son derece acımasız bir şekilde işgal edilmesinin ardından geldi. Çarlık yönetimi dini kurumları kısıtladı, kendi ekonomik ve vergi politikalarını dayattı ve verimli topraklara ağırlıklı olarak Rus ve Ukraynalı yerleşimcileri yerleştirmek için el koydu.

Ventsel'e göre 1916 ayaklanması, Temmuz'dan sonraki yılın Şubat'ına kadar sürdü ve bölge halklarının tarihinde büyük can kayıplarıyla anılan kilit olaylardan biri oldu. Rus ordusunun çeşitli tahminlere göre 250 bine kadar insanı öldürdüğü, on binlercesinin Çin'e kaçarken karlı dağlarda hayatını kaybettiği aktarılıyor. Orta Asya tarih yazımında "sömürgecilik" kavramı özellikle bu ayaklanmanın ele alınışında kullanılıyor.

Aradan yüz yıl geçtikten sonra Rusya'da akademik bir panik yaşandığını belirten Ventsel, 1916 ayaklanmasına adanmış çok sayıda büyük konferansın hızla düzenlendiğini ve Orta Asya ülkelerinden meslektaşların da bu toplantılara davet edildiğini yazıyor. Ona göre amaç, Orta Asya'da Rusya'nın sömürge politikasını tartışacak konferansların önünü kesmekti. Yazar, Çarlık döneminde Rusya'da resmi bir sömürgeleştirme biriminin var olduğunu, bu birimin amacının Orta Asya'ya Hristiyan, özellikle Slav yerleşimcileri yerleştirmek olduğunu hatırlatıyor.

Sovyet döneminden miras kalan "alerji"

Ventsel, Rusya'nın sömürgecilik suçlamalarına karşı hassasiyetinin Sovyet dönemine uzandığını savunuyor. O dönemde nesillere, sosyalizmi inşa eden Rusların Batı emperyalizmi tarafından ezilen halkları kurtardığı anlatıldı. Bu "alerji" zamanla Sovyet öncesi döneme de yayıldı; Çarlık Rusyası'nın bir sömürge imparatorluğu olduğunun söylenmesi tarihçiler ve tarihçi olmayanlar arasında sert tepkilere yol açıyor. Ventsel, Kazakistan'ın eski Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in bir röportajda 19. yüzyılda Kazakistan'da Rus sömürgecilerinin yaşadığını söylemesinin ardından Rusya'da neredeyse hain ilan edildiğini ve kamuoyunda benzeri görülmemiş bir histeri yükseldiğini aktarıyor. Yazar, Nazarbayev'in aslında Sovyet okulunda kendisine öğretileni tekrarladığını vurguluyor.

Ventsel'e göre Rusya, "sömürgecilik" kavramını yalnızca başkaları için kullanıyor, kendisi için asla. Kırım'ın ilhakının ardından Rusya'nın uluslararası anlaşmalardan çekilmesi, ülke içinde "Batı'nın sömürge bağımlılığından kurtuluş" olarak sunuldu. Bu dönemde sözcüğü daha önce hiç kullanmamış kişiler bile radyo ve televizyonda sömürgecilikten kurtulmaktan söz etmeye başladı.

Yazıda, dekolonizasyon tartışmalarının büyük ölçüde Rus olmayan halkların temsilcileri tarafından yürütüldüğü, bunun genellikle Rusya'nın sömürge mirasının tanınması ve sömürgeleştirme sürecinde işlenen suçların kabul edilmesi anlamına geldiği belirtiliyor. Ventsel, dekolonizasyondan söz etmenin çoğunlukla sürgündeki küçük halkların temsilcileriyle sınırlı kaldığını, bu konunun Rusya'da açılmasıyla birlikte Batı gizli servislerinin Rusya'yı yıkma sürecini koordine ettiği yönündeki komplo teorilerinin otomatik devreye girdiğini ifade ediyor.

Ventsel'e göre Rus iktidarına sadık çevrelerle muhalifler arasındaki ortak nokta, her ikisinin de dekolonizasyon ile etnik ayrılıkçılığı eşitlemesi. Sürgündeki birçok Rus muhalefet lideri de artık dekolonizasyona karşı çıkıyor ve devlet televizyonundaki rakipleriyle aynı cümleleri tekrarlıyor: dekolonizasyona gerek yok, Rusya'da tüm halklar her zaman dostça yaşadı, her türlü dekolonizasyon çağrısı yalnızca Rusya'yı parçalamaya yönelik bir örtü. Ventsel, yazısını Rusya'nın resmi olarak hiç kimseyi sömürgeleştirmediği, ama aynı zamanda hiç kimseye ilk saldırmadığı, hiçbir toprağı ilhak etmediği, hiçbir halkı sürgün etmediği ve soykırıma katılmadığı yönündeki anlatıya işaret ederek bitiriyor.

#Rusya#dekolonizasyon#sömürgecilik#Orta Asya#Aimar Ventsel#1916 ayaklanması

Bu haber ERR Uudised (Estonca) kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.

İlgili Haberler

Harkiv'de hasar görmüş apartman binası
dunya

Harkiv'de yıkılan binanın sakinleri: Bazı bölgeler cephede

Ukrayna'nın Harkiv kentinde Rus saldırıları sürerken bazı semtler cephe hattına 20 kilometre uzaklıkta. Kentte 160 bin kişi evsiz, 10 bin bina hasarlı.

3 saat önce
Adalet ve mahkeme salonunu simgeleyen tokmak ve yargı görseli
dunya

Tennessee'de idam mahkumu Christa Pike için son dakika ertelemesi

ABD'de temyiz mahkemesi, Tennessee'de 200 yıldan fazla süredir ilk kez bir kadının idam edilmesini engelleyerek Christa Pike'ın infazını son anda durdurdu.

4 saat önce
Askeri hava üssü pisti
dunya

Britanya başbakanı: İran hava üssüne saldırıyla bağlantılı olabilir

Britanya Başbakanı Andy Burnham, Fairford hava üssüne yönelik planlanan saldırıda İran'ın rol oynadığına dair güçlü işaretler olduğunu söyledi.

5 saat önce
Fransa'daki siyasi gelişmeler ve Ulusal Birlik partisi
dunya

Politico: Le Pen ailesi öne çıktı, Bardella'nın gücü azalıyor

Politico'ya göre Marine Le Pen 2027 seçimlerine hazırlanırken ailesini ve sadık isimlerini öne çıkarıyor; partinin resmi başkanı Jordan Bardella'nın etkisi ise azalıyor.

6 saat önce