Isırgan otu deyimi hangi dillerde bereketle anılıyor?
Estonca bir radyo dil köşesinde ısırgan otunun farklı dillerdeki deyimlerde nasıl tehlikeden kararlılığa kadar farklı anlamlara geldiği anlatıldı.

Estonya'nın ERR Vikerraadio kanalında yayınlanan dil köşesi "Keelesäuts" yani "dil sözü" programının son bölümünde Elisabeth Kaukonen, ısırgan otunun sadece deride acı vermekle kalmadığını, aynı zamanda farklı dillerde zorluklara, sıkıntılara ve sınırın aşılmasına işaret eden deyimlerde yaşadığını anlattı.
Isırgan, Estonya dahil olmak üzere geniş bir coğrafyada tanınan bir bitki cinsi. Kaukonen'e göre en bilinen ve Estonya'da en yaygın türleri olan raudnõges ve kõrvenõges, özellikle ikincisi özellikleri nedeniyle birçok dilin mecazi anlatımına girmiş durumda. Estonca köşede verilen örneklerden biri İngilizce "to grasp the nettle" yani "ısırganı tutmak" ifadesi. Bu deyim, bir kişinin hoşa gitmeyen ya da zor bir işi yapmak zorunda kaldığı durumlar için kullanılıyor.
Isırganı tutmak teması aslında antik Yunan yazarı Aisopos'un "Çocuk ve Isırgan" masalına kadar uzanıyor. Masalda çocuk ısırgana hafifçe dokununca eli yanar; annesi ona acı veren asıl şeyin bu kısa dokunuş olduğunu, ancak bitkiyi sıkıca kavradığında yanmayacağını söyler. Deyimin arkasındaki ders de budur: Hayatta bir işe girişilecekse bu bilinçli ve kararlı bir şekilde yapılmalı.
İngilizcede ısırganın adı "nettle"dan türetilen ve "kızdırmak, öfkelendirmek, rahatsız etmek" anlamına gelen bir fiil de bulunuyor. Almancada ise "sich in die Nesseln setzen" yani "ısırganların içine oturmak" deyimi, sıkıntıya düşmek anlamında kullanılıyor.
Sağanaktan çizgiyi aşmaya: Deyimlerin ortak paydası
Kaukonen, internette dolaşan bazı kaynaklara dayanarak Germen mitolojisinde ısırganın gök gürültüsü tanrısı Thor ile ilişkilendirildiğini aktardı. Buna göre ısırganın yıldırımı uzak tuttuğuna inanılırdı. Bu nedenle Sırpça ve Hırvatça gibi birçok dilde "yıldırım ısırganlara düşmez" anlamına gelen bir söz var. Söz, bir şeyin gerçekleşmesinin çok düşük bir olasılık olduğu durumları anlatmak için kullanılıyor.
Fransızcada ise birebir çevirisi "büyükanneyi ısırganların içine itmemek gerek" olan bir deyim yaygın: "Il ne faut pas pousser mémé dans les orties." Mecazi olarak "aşırıya kaçma" ya da "çizgiyi aşma" anlamına geliyor.
Isırgan göndermeleri edebiyatta da sık görülüyor. Kaukonen, Eston yazar Karl August Hindrey'in "Taaniel tümmi tähelend" adlı eserinden bir cümle örnek verdi: "Başın iğne dolu gibi, sanki şakaklarınla ısırganların arasında yürümüşsün ve kan ense kökünde uğulduyor."
Kaukonen'in dil köşesindeki anlatımına göre ısırgan, hem dilde hem de mutfakta çok yönlü ve ilginç özelliklere sahip bir bitki. Ancak programın kapanış uyarısı da net: Yanmaktan uzak duralım.
Bu haber ERR Uudised (Estonca) kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Estonya'da dövme kültürü araştırmacısı: Kadınlar her zaman ana ilham kaynağı oldu
Estonyalı dövme sanatçısı ve araştırmacı Oskar Poll, Sovyet döneminde en çok deniz sembolleri ve kadın figürlerinin dövme olarak yapıldığını söyledi.

Taavi Teplenkov: Film çekimlerinde kendimle baş etmek zor
Estonyalı aktör Taavi Teplenkov, tiyatro sahnesini film setine tercih ettiğini söyledi. Teplenkov, yeni filmi "Seatapu"da ise köy hayatına dair hiçbir çocukluk anısının olmadığını anlattı.

VAT tiyatrosunda erkek dostluğunu anlatan oyun sahnelenecek
VAT tiyatrosunda Karl Koppelmaa'nın yönettiği "Kuuratsanikud" adlı oyun prömiyer yapacak. Oyun, erkek dostluğunu, kendini kaybetmeyi ve yalanı konu ediniyor.

Tartu'da illüstrasyon festivali: izleyiciler süreci görmek istiyor
Estonya'nın Tartu kentinde düzenlenen uluslararası illüstrasyon festivalinde konuşan organizatör Liina Lember, el emeği işlere ve yapay zekâya karşı sürecin görünürlüğüne ilginin arttığını söyledi.