Ingrid Lukas: 'Kelimeler hikayeyi anlatır ama ses gerçeği söyler'
Estonyalı şarkıcı-söz yazarı Ingrid Lukas, çocukluğundaki Baltık Yolu anısından müzik terapisine uzanan yolculuğunu ve sesin gücünü anlatıyor.

Beş yaşındayken Baltık Yolu'nda binlerce kişinin şarkıyla bir olduğunu hisseden Estonyalı müzisyen Ingrid Lukas, müziği özgürlük ve aidiyet yolu olarak görüyor. İsviçre'ye taşındıktan sonra derin bir yalnızlık ve sesini kaybettiği dönem yaşayan Lukas, müzikle yeniden sesini buldu. Estonian World'e konuşan sanatçı, Estonya köklerini, sessizliğin içindeki müziği ve 25 yılda yazdığı yeni albümünü anlattı.
1984'te Estonya'da doğan Lukas, on yaşında İsviçre'ye taşındı. Zürih Sanat Üniversitesi'nde caz ve popüler şarkı söyleme alanında yüksek lisans, Berlin Sanat Üniversitesi'nde ise müzik terapisi alanında ikinci bir yüksek lisans yaptı. Şu anda şarkıcı-şarkı yazarı, piyanist, grup lideri ve müzik terapisti olarak çalışıyor.
Baltık Yolu anısı ve müziğin birleştirici gücü
Lukas, 1989'daki Baltık Yolu'na katılımını şöyle anlatıyor: 'Beş yaşındaydım, tarihsel ayrıntıları hatırlamıyorum. Hatırladığım bir duygu. Havada bir şey vardı; bir titreşim, bir heyecan. Viimsi'deki yazlık evimizdeydik. Komşularımız Vello ve Helgi'yeyalvararak onlarla gitmek istedim ve beni de götürdüler.' Binlerce kişinin el ele tutuşup şarkı söylediğini anlatan Lukas, bu deneyimi 'politik değil, derin bir insanlık ve maneviyat hali' olarak nitelendiriyor: 'Bir an için sınırlar kayboldu. Birlik, özgürlük ve aidiyet hissi vardı.'
İsviçre'ye taşınmasını bir aşk hikayesine bağlıyor. Annesi 1990'ların başında Estonya'da çevirmenlik yaparken İsviçreli iş insanlarıyla tanışan aile, Lukas on yaşındayken Winterthur'a taşınmış. Dağların etkisini anlatan sanatçı, en yüksek noktası 318 metre olan Estonya'dan 2.000-3.000 metrelik dağlara geçişin gerçeküstü olduğunu söylüyor.
Sesini kaybettiği dönem ve müzikle iyileşme
On beş yaşında evden ayrılan Lukas, Estonya'da ailesinin yanında yaşarken derin bir yalnızlık hissetmiş. 'On altı yaşındaydım ve çok yalnızdım. Bir noktada sesim kayboldu; gruplarda sessizleştim. Ruhum taşıyabileceğinden fazlasını taşıyordu.' Tallinna Saksa Gümnaasium'un bodrumundaki piyanoda sürekli 'Let It Be' söylediğini ve kendi şarkılarını yazmaya başladığını belirten Lukas, 'O piyano benim ilk gerçek evim oldu' diyor.
Estonya ve İsviçre'nin ortak yanlarına değinen Lukas, 'Her iki halk da sessiz, alçakgönüllü ve dayanıklı. Doğaya yakınlık ve bağımsızlık duygusu var. Gücün gürültülü olması gerekmediğini öğrettiler' ifadelerini kullanıyor.
Bestelerinde düşündüğü dili sorulduğunda 'Müzik benim ilk dilim' diyen Lukas, insanları dinlerken ne söylediklerinden çok nasıl söylediklerine odaklandığını belirtiyor: 'Kelimeler bir hikaye anlatır ama ses gerçeği söyler.'
Estonya'ya özgü bir his olarak 'avarus' (açıklık, enginlik) kelimesini işaret eden sanatçı, bu duygunun müziğinin derinliklerinde yaşadığını söylüyor. Regilaul adlı eski Estonya runo-şarkı geleneğinden ilham aldığını belirten Lukas, bu şarkıların 'antik bir hafıza taşıdığını' ve 'şarkının onu söylediği' hissini uyandırdığını anlatıyor. 'Vihmaloits (Yağmur Büyüsü) adlı şarkıyı söylediğimde sesim değişiyor; şarkı beni söylüyor gibi oluyor' diyor.
Arvo Pärt ile telefonda görüştüğünü, müziğinin kendisi için 'kutsal bir kapı' açtığını belirten Lukas, Nik Bärtsch'ün kendisine öğrettiği en önemli şeyin 'coşkunun yetmediği, varlığın, sürekliliğin ve her sabah yeniden başlama isteğinin gerektiği' olduğunu söylüyor. Müzik terapisi eğitiminin sanatını derinleştirdiğini ifade eden Lukas, 'Müzik, insanın ne demek olduğunu, ait olmayı, bağlanmayı keşfetmemi sağlıyor' diye ekliyor.
Bu haber Estonian World kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Tallinn'de Mats Traat'ın evine anı plaketi yerleştirildi
Estonyalı yazar Mats Traat'ın Tallinn'deki evinin duvarına anı plaketi törenle açıldı; plaket Yaz Edebiyat Sokağı Festivali'nin ön etkinlikleri kapsamında tanıtıldı.

Tallinn'de David Bowie fotoğraf sergisi açılıyor
Japon fotoğrafçı Masayoshi Sukita'nın David Bowie fotoğraflarından oluşan sergi, 9 Ekim'den itibaren Tallinn'deki Poco Sanat Müzesi'nde görülebilecek.

Ulusal Kütüphane 3,4 milyon esyayı taşımayı bitirdi
Estonya Ulusal Kütüphanesi, Tõnismäe binasındaki depolarına 3,4 milyon kitap, nota ve sanat eserini geri taşıma sürecini tamamladı; kütüphane 28 Mayıs 2027'de yeniden açılacak.

August Sai altı yıl aradan sonra Tütar Galerisi'nde sergi açtı
Estonyalı ressam August Sai, altı yıllık aranın ardından Tütar Galerisi'nde "Värvinahas" adlı kişisel sergisini açtı; sergide yağlı deri tekniğiyle yapılmış resimler yer alıyor.