kultur

Hendrik Toompere sen: yavaş olgunlaşma en iyi sonucu verir

Estonyalı tiyatro sanatçısı Hendrik Toompere sen, ERR'in Päevatee programında yavaş olgunlaşmanın hem mutfakta hem sahnede en iyi sonucu verdiğini söyledi.

15 Eylül 2026 03:10·4 dk okuma·Estonya HaberX'te paylaşWhatsAppFacebook
Karanlık bir tiyatro sahnesinde prova yapan oyuncular

Estonyalı tiyatro yönetmeni ve oyuncu Hendrik Toompere sen, ERR kanalının "Päevatee" programına konuk oldu. Toompere, yüksek biçimin yerinde saymadığını, dalgalar halinde ilerlediğini belirterek, ister fırında yemek pişirirken ister tiyatro provasında yavaş olgunlaşmanın en iyi sonucu verdiğini ifade etti. Sanatçıya göre bir tabloyu ya da sahne düzenini fazla düzeltmek sonucu yalnızca kötüleştiriyor.

Toompere, ailesindeki isim karmaşasını da anlattı. Sahneye çıkıp filmlerde rol almaya başladığında adının arkasına kısa sürede "jr" eklendiğini söyledi. Üç harfli bu kısaltmayı Estonca kulağa tuhaf geldiği için sevmediğini belirtti. Babası vefat ettikten sonra da bu ek uzun süre adının arkasında kaldığını, oğlu Hendrik'in kendisini nasıl tanımlayacağı konusunda tam olarak bilemediğini anlattı.

İsim karışıklığı ve aile geleneği

Toompere'ye göre ona gelen pek çok e-posta aslında oğluna hitaben yazılıyor, bunun tersi de yaşanıyor. Gazetecilerin sık sık kendisiyle iletişime geçtiğini, oğluyla görüşmek istediklerini hemen anladığını söyleyen sanatçı, bu günlük karışıklığın ailede sürdüğünü belirtti. Dedesinin adının da Hendrik olduğunu, bir dönem ailedeki altıncı Hendrik olduğunu düşündüğünü ama bundan tam emin olmadığını gülerek anlattı. Torununa ise Karl Hendrik adı verildi.

Toompere, birkaç yazdır yaz aylarında çalışmayacak şekilde hayatını planlamayı başardığını söyledi. Yazın film çekimlerinin kendisine uygun olduğunu belirten sanatçı, yazı bölerek üç-dört gün kırda ya da deniz kenarında geçirmenin, arada sahneye çıkmanın gerçek yaz duygusunu ve zamanın akışını hissettirmediğini ifade etti. Onun için tatilin en önemli yanının uzun, meditatif biçimde tek bir yerde kalmak olduğunu vurguladı.

Sanatçı, resim yapmaya neden başladığını da açıkladı: Kış ve ilkbahar boyunca tiyatroda prova yaparken sanatsal istekleri birikiyor ve başka bir ifade kanalı olmadığı için resme yöneliyor. Bu yaz Pilgrimi yayınevinin yöneticisi Tiina Ristimets'in, yazıları ve tablolarından bir kitap hazırlama önerisiyle geldiğini belirten Toompere, teklifi kabul ettiğini söyledi. Kitabın günlük ya da anı olmayacağını, ani aydınlanmalar ve patlamalar niteliğinde metinler içereceğini anlattı. Çok basit şeyler yazmayı tercih ettiğini, örneğin gölette yüzmeye gitmeyi ya da güneşin nasıl düştüğünü anlatmayı sevdiğini ekledi.

Kırdaki arkaik yaşam ve yeni keşifler

Toompere, kır evinde bilinçli olarak arkaik bir yaşam sürdürdüğünü söyledi. Evde su ve tuvalet bulunmadığını, tuvaletin dışarıda olduğunu, suyun kuyudan çekildiğini anlattı. İki haftadan fazla kırda kaldığında yıkanmaya pek üşenmediğini, gölette yüzdüğünü, bir süre sonra bacaklarının simsiyah olduğunu fark ettiğini belirtti. Ardından kente gidip dört saat küvetten çıkmadığını, küvet suyunun simsiyah kesildiğini ve bunun kendisine özel bir haz verdiğini söyledi.

Sanatçı, kendisiyle ilgili ilginç bir keşif de paylaştı: Sesleri renkler halinde gördüğünü, bunun pop müzik için değil klasik müzik için geçerli olduğunu söyledi. Tiyatroda bir masözünün bulunduğunu, ilkbaharda masaja gittiğinde masajın da renkler halinde gerçekleştiğini gördüğünü anlattı. Yani fiziksel dokunuşların da renkli olduğunu belirten Toompere, bu bilgiyle ne yapacağını bilmediğini gülerek ekledi.

Resimle son beş-altı yıldır ilgilendiğini, daha önce fırçayı yalnızca pencere çerçevesi ya da karyola boyamak gibi zorunlu işler için eline aldığını söyledi. Çocukluğunu büyükanne ve büyükbabasının yanında, büyük bir sessizlik içinde geçirdiğini, onların çok işi olduğunu anlattı. Onun kır anıları mutlak bir huzurla bağlantılı. Kendi kuşağının büyükanne ve büyükbabalarının yeteneğine artık sahip olmadığını düşünüyor: Üç aylık bir bebeği büyütürken bir yandan çiftliği ve hayvanları üç öğün idare etmek başka bir şeydi. Şimdi Ärina'daki kır evinde olduğunda gücünün ve zamanının kuyudan su çekmek, eve odun taşımak, ocağı yakmak, sobaları ısıtmak gibi basit pratik işlere gittiğini, geriye sadece boş boş bakmak ya da kitap okumak kaldığını söyledi. Bu yüzden geceleri resim yaptığını ya da yazdığını belirtti.

Kırda olduğunda tüm çocukluk anılarının aklına geldiğini, insanların o dönemde nasıl yaşadığını, yaşam ritimlerinin nasıl olduğunu hayal ettiğini anlattı. Zevk için tırpanla ot biçtiğini, bunun yarım saatte bittiğini, tırpanı eline alıp bilediğini, bedeninin bütün vücutla biçme duruşunu hatırladığını söyledi. Tırpanla biçmenin onun için pratik değil estetik ve ritüel bir eylem olduğunu vurguladı.

Toompere, tablolar hızlı bir döngüyle tamamlandığında doğru olduklarını, ancak sonradan düzeltmeye ve değiştirmeye başladığı tüm resimlerin giderek kötüleştiğini belirtti. Aynı durumun tiyatro provalarında da geçerli olduğunu söyledi: Bir şey zaten olması gerektiği gibi akıyorsa, orada kurcalamaya başladığında oyuncuların kafasını öyle bir düğümlediğini, bir daha asla çözemeyeceğini anlattı. Bu yüzden işleri kendi haline bırakıp olgunlaşmasını beklediğini, yavaş olgunlaşmanın hem mutfakta hem tiyatro fırınında en iyi sonucu verdiğini ifade etti. Yine de insanın son bir güzellik eklemeye çalıştığını ve sahneleri bu şekilde kaç kez mahvettiğini ekledi.

Oğlunun sahneye koyduğu "Rahamaa" (Para Ülkesi) oyununu izlediğini de anlatan Toompere, bu yapımın fenomeninin simya gibi işlemesi ve çağdaş yaşam duygusunu içermesi olduğunu söyledi. Bununla gurur duyduğunu, kendisinin böyle bir oyunu yapmaya üşeneceğini belirtti. Oğlunun işleri başarılı olduğunda ve kendini iyi hissettiğinde bunun ona güç verdiğini söyledi. Kendisinin de bir dönem yeni ve kendine özgü yapımlar yaptığını, her kuşağın tekerleği yeniden icat ettiğini ifade etti. "Põrgu wärgile" oyununun da zamanında hücumla karşılandığını, o sırada oğlunun şimdiki yaşında olduğunu anlattı. Bu patlamanın o yaşta yaşanması gerektiğini, yalnızca erken gençlikte ya da toprağa girmeden önce gerçekleşmesinin yavan olacağını söyledi. Bu tür sıçramaların sürekli olmasının çok gerekli olduğunu belirtti çünkü yüksek biçim yerinde saymıyor, dalgalar halinde ilerliyor; bir an konuşuyor, arada kaybolup sonra yeniden geri geliyor. Dalganın dibinde, daha kötü bir noktada dururken yüksek biçimi taklit etmenin ve bununla kendini kandırmanın mümkün olduğunu, bunun belli bir mesleki istikrar olduğunu söyledi. Bunu bir oyuncunun, çellistin, ressamın ya da orkestra şefinin bildiğini ekledi.

#Hendrik Toompere sen#Estonya tiyatrosu#tiyatro#resim#Estonya kültürü

Bu haber ERR Uudised (Estonca) kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.

İlgili Haberler

Tartu'daki Kett Gallery'de sergilenen illüstrasyon çalışmaları
kultur

Ukraynalı illüstratörün eserleri Tartu'da sergileniyor

Ukraynalı sanatçı Denys Kulikov'un "I'm My Own Executioner and Lunch" başlıklı kişisel sergisi, Tartu'daki Kett Gallery'de 18 Ekim'e kadar ziyaret edilebilir.

6 dakika önce
Senfoni orkestrası sahnede konser veriyor
kultur

ERSO 100. sezonu açılış konseriyle başladı

Estonya Devlet Senfoni Orkestrası ERSO, 11 Eylül'de verdiği açılış konseriyle 100. sezonuna girdi; konserde Beethoven, Schumann ve Heino Eller'in eserleri seslendirildi.

2 saat önce
Üst üste dizilmiş bir grup CD
kultur

CD satışları dünya genelinde yeniden yükselişe geçti

Yıllardır gözden düşen CD, vinülden sonra yeniden ilgi görüyor. ABD'de CD satışları 2026'nın ilk yarısında yüzde 16 arttı, K-pop bu dönüşte önemli rol oynuyor.

3 saat önce
Opera sahnesinde konser ışıkları
kultur

Jose Carreras ve Plácido Domingo gelecek yıl Tallinn'de sahne alacak

İki ünlü İspanyol tenor Jose Carreras ve Plácido Domingo, 12 Mart 2027'de Tallinn'deki Unibet Arena'da konser verecek.

4 saat önce