Fransa'nın 2035 güvenlik vizyonu: Rusya ve nükleer tehdit
Fransa'nın stratejik planlama raporu, 2035'e kadar Avrupa'da artan Rus tehdidi, nükleer riskler ve teknolojik bağımlılıktan kurtulma ihtiyacını vurguluyor.

Fransa'nın hükümete stratejik danışmanlık yapan Strateji ve Planlama Yüksek Komiserliği, ülkenin 2035 ve 2050 yıllarına yönelik savunma ve güvenlik politikası vizyonunu içeren bir rapor yayımladı. Raporda, 2035 yılında Fransa'nın bugünkünden daha istikrarsız bir ortamda faaliyet göstereceği öngörülüyor. Bu ortamın özelliklerini silahlanmanın modernizasyonu, güç politikalarının geri dönüşü ve Rusya'nın nükleer tehditleri oluşturuyor.
Komiserlik, bir buçuk yıl önce kuruldu ve demografiden sağlığa, teknolojiden güvenliğe kadar geniş bir konu yelpazesini takip ediyor. Amacı hem hükümete hem de kamuoyuna stratejik bir bakış sunmak. Raporun alt başlığı, gelecekteki tehditlere hazırlık ve Avrupa'nın bu tehditlere karşı savunulması olarak belirtiliyor.
2035'e kadar öne çıkan üç temel zorluk
Rapor, gelecekteki gelişmeler için üç ana zorluk tanımlıyor: Birincisi, tehditlerin çoğalması ve büyümesi. İkincisi, ittifakların dönüşümü. Üçüncüsü ise teknolojik değişimin hızlanması ve bu değişime ayak uydurma gerekliliği.
2035'e kadar Fransa'nın, Avrupa'da barışı sağlamak için savaşa hazır olması gerektiği vurgulanıyor. En büyük ve doğrudan askeri tehdit olarak açıkça Rusya gösteriliyor ve bunun Ukrayna savaşının sonucundan bağımsız olarak tüm Avrupa için geçerli olduğu belirtiliyor. Çin ise sistemik, küresel ve çok yönlü farklı bir zorluk olarak tanımlanıyor.
ABD'nin stratejik odağını giderek Hindistan ve Pasifik bölgesine kaydırması ve mevcut müttefiklerine karşı tutumunu değiştirmesi de zorluklar arasında. Transatlantik ilişkilerde kalıcı bir değişim yaşanacağı, bunun Donald Trump'tan sonra kimin başkan olacağından bağımsız olduğu ifade ediliyor. Avrupa güvenliğinde ABD'nin gelecekte daha çok destekleyici bir rol üstleneceği veya tamamen çekilebileceği öngörülüyor.
Avrupa'nın kendi güvenliğini üstlenmesi gerekiyor
Avrupa'nın kendi güvenliğini kendisinin sağlaması gerektiği belirtilirken, kıtadaki stratejik ağırlık merkezinin doğuya kaydığı ve ülkelerin savunma kapasitelerindeki artışın çok dengesiz olduğu vurgulanıyor.
Fransa'nın nükleer caydırıcılığa dayalı mevcut ordu modelini koruması gerektiği, ancak bunun kırılgan olduğu ifade ediliyor. Tüm yelpazede hareket etmeye hazır olunsa da, uzun süren yüksek yoğunluklu bir savaş için hareket formatları, stoklar ve endüstriyel kapasitenin yetersiz olduğu belirtiliyor.
Demografik durum da endişe kaynağı. Orduya alınacak asker sayısı giderek azalıyor ve gençlerin askeri kariyeri düşünme oranı düşüyor. Ayrıca silahlı kuvvetler, tüm nüfus gibi yaşlanıyor. Bu sorunlar tüm Avrupa'da görülüyor.
Savunma sanayisi de baskı altında; kitlesel üretim ile yeni teknolojinin birleştirilmesi gerekiyor. 2035'e kadar Avrupa'nın, uzun sürebilecek ve nükleer tırmanmayı dışlamayan büyük bir askeri çatışmaya hazır olması gerektiği ifade ediliyor.
Bu tarihe kadar Avrupa ordularının eksikliklerinin giderilmesi gerekiyor. Bunlar arasında yetersiz mühimmat stokları, çok uzun üretim döngüleri ve Amerikan ürünleri ile yeteneklerine olan kritik bağımlılık yer alıyor. Fransa için kritik kaynakların güvence altına alınması, ülkenin askeri ve endüstriyel güvenilirliğini sağlamak için hayati görülüyor.
Çözüm için paraya, yetkin iş gücüne ve girişimler ile çift kullanımlı üretimin savunma ekosistemine entegrasyonuna ihtiyaç duyuluyor. Avrupa çapında ise stratejik özerklik ile Avrupa işbirliğinin uyumlu hale getirilmesi gerekiyor.
Ancak para tek başına sorunları çözmüyor; parçalanmış ihaleler, farklı silah tiplerinin kullanımı, rekabet eden sanayi ve ulusal önceliklerin yetersiz koordinasyonu engel oluşturuyor. NATO'nun yanı sıra, büyüklüklerinden bağımsız olarak istekli koalisyonların artan rolü vurgulanıyor. Avrupa savunma fonunun 2027'ye kadar teknoloji için yılda yalnızca 1 milyar euro içerdiği, ABD savunma araştırma ajansının yıllık bütçesinin ise 4 milyar euroyu aştığı belirtiliyor.
2035'te Fransa'nın, silahlanmanın modernizasyonu, güç politikalarının geri dönüşü ve Rusya'nın nükleer tehditleriyle karakterize edilen daha istikrarsız bir ortamda hareket edeceği öngörülüyor. Avrupa'nın zorluğu, Rusya ile bir krizin veya çatışmanın tırmanmasını yüksek nükleer tehdit koşullarında yönetmek.
Ukrayna savaşı deneyimlerine dayanarak, Rusya'nın caydırıcılık politikasını kötüye kullanmasını önlemek öncelikli. Bu nedenle Paris'in stratejik düşüncesinde yıpratma ve tırmanma senaryolarının mutlaka yer alması gerektiği belirtiliyor. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un mart ayında açıkladığı genişletilmiş caydırıcılık doktrinine atıfta bulunuluyor; bu doktrin Fransa'nın Avrupa güvenliğindeki rolünü, nükleer politikalar dahil olmak üzere artırıyor.
Rapor ayrıca halkın moralinin güçlendirilmesi ve ulusal birlik ihtiyacına, hem 2035 hem de 2050 için geçerli olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca ulusal egemenlik ile Avrupa işbirliği arasındaki ilişkinin yeni bir ışıkta değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Son olarak rapor, her iki zaman aralığı için üç öneri sunuyor: Birincisi, Avrupa'da savaşı önlemek için savunma güçleri modelinin değiştirilmesinin hızlandırılması. İkincisi, Avrupa'da teknolojik bağımlılıktan kurtulmak. Bu kapsamda, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in de kısa süre önce işaret ettiği bir Avrupa Güvenlik Konseyi kurulması olasılığı belirtiliyor. Üçüncüsü, yoğunlaşan hibrit savaş koşullarında ulusal birliği koruma ihtiyacı. Raporda, tüm gelecek krizlerin halkın beyinlerinin yanlış bilgi ve korkutma ile çürütülmesiyle başladığı ifade ediliyor.
Bu haber ERR Uudised (Estonca) kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Bulgaristan: Karadeniz'de iki gemiye drone saldırısı
Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, Karadeniz'de iki gemiye drone saldırısı düzenlendiğini, gemilerden birinin battığını açıkladı.

ABD, Ukrayna'yı istihbarat paylaşımını kesmekle tehdit ediyor
Washington, Kiev'in sözde enerji ateşkesine uymaması ve Rus rafinerilerini vurmaya devam etmesi halinde istihbarat paylaşımını ve silah sevkiyatını durdurmakla tehdit ediyor.

Estonya'da Trump'a yönelik memnuniyetsizliğin açıkça dile getirilmesi çağrısı
Estonya Cumhurbaşkanı güvenlik danışmanı Rainer Saks, ABD Başkanı Trump'ın Ukrayna ve Rusya'ya yönelik sözleri karşısında duyulan rahatsızlığın gizlenmemesi gerektiğini söyledi.

MI5 başkanı: Rusya, İran ve yapay zeka en büyük tehditler
İngiltere iç istihbarat servisi MI5'in başkanı Ken McCallum, ülkeye yönelik en büyük devlet tehdidinin Rusya olduğunu söyledi; İran ve yapay zeka risklerine de dikkat çekti.