Estonyalı film tarihçisi Lauri Kärk ile röportaj
Estonya Film Araştırmacıları Derneği'nin onur üyesi seçtiği film tarihçisi ve eleştirmen Lauri Kärk, film zevkini, festival tercihlerini ve Estonya sinema tarihinin az araştırılmış alanlarını anlattı.

Estonya Film Araştırmacıları Derneği, bu yılın nisan ayında film tarihçisi ve eleştirmen Lauri Kärk'ü onur üyesi seçti. Teater. Muusika. Kino dergisine verdiği röportajda, yıllarca Berlin Film Festivali'ni takip etmesine rağmen filmleri en çok evde izlemeyi sevdiğini söyledi. Kärk, film zevkinin zamanla nasıl değiştiğini, festivallerin doğasını ve Estonya sinema tarihindeki keşfedilmemiş alanları değerlendirdi.
Değişen Film Zevki ve Festival Deneyimi
Kärk, eskiden favorisi olan filmleri bugün izleyip izlemeyeceğini merak ettiğini, çünkü filmlere bakış açısının yıllar içinde değiştiğini belirtti. Öğrencilik yıllarında Jim Jarmusch'un Dead Man filminin kült olduğunu ve Emir Kusturica'nın Çingenelerin Zamanı filminin Doğu Avrupa'daki gelişmeleri yorumlamada önemli bir yapıt olduğunu ifade etti. Ayrıca Tayvanlı yönetmen Tsai Ming-Liang'ın kendisi için hâlâ özel bir yeri olduğunu dile getirdi.
Festivaller konusunda Berlin'i seçmesinin bir tesadüf olduğunu, maddi olarak en erişilebilir festival olmasının etkili olduğunu söyleyen Kärk, Cannes ve Venedik'in daha maliyetli olduğunu belirtti. Festival atmosferini "on gün boyunca dünyanın 15-20 filme odaklanması ve ardından her şeyin unutulması" olarak nitelendirdi. En keyifli izleme deneyiminin evde, sakin bir ortamda yaşandığını vurguladı.
İlham Kaynakları ve Estonya Sineması
Kärk, sinema tarihinde kendisini en çok etkileyen isimlerin Andrei Tarkovski ve Federico Fellini olduğunu söyledi. Tarkovski'nin Solaris ve Andrei Rublev filmlerinin ergenlik döneminde üzerinde derin iz bıraktığını, İtalyan Yeni Gerçekçiliği'nin estetik potansiyelinin yeterince değerlendirilmediğini ekledi: "Sıradan bir insanın sıradan hayatını anlatan film yapmak aslında en zor iş."
Film eleştirmeni olma yolunda lise yıllarında Valdeko Tobro'nun yazılarından etkilendiğini, Moskova'da okurken tanıştığı Ilmar Taska'nın önerisiyle VGIK'te (Tüm Birlik Devlet Sinematografi Enstitüsü) film bilimi okumaya karar verdiğini anlattı. Aslında tiyatro bilimi okumak istediğini, ancak son anda karar değiştirdiğini sözlerine ekledi.
Estonya sinemasının tarihinin az araştırıldığını belirten Kärk, özellikle Sovyet dönemine ait çalışmaların sınırlı olduğunu vurguladı. Kendisi Birinci Dünya Savaşı öncesi döneme odaklandığını, Rus arşivlerine erişimin arttığını ifade etti. Aynı dönem üzerinde çalışan genç araştırmacı Karl Taul'u örnek göstererek, iki araştırmacının farklı yaklaşımlarının alana katkı sağladığını söyledi.
Bu haber ERR Uudised (Estonca) kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Tallinn'de Mats Traat'ın evine anı plaketi yerleştirildi
Estonyalı yazar Mats Traat'ın Tallinn'deki evinin duvarına anı plaketi törenle açıldı; plaket Yaz Edebiyat Sokağı Festivali'nin ön etkinlikleri kapsamında tanıtıldı.

Tallinn'de David Bowie fotoğraf sergisi açılıyor
Japon fotoğrafçı Masayoshi Sukita'nın David Bowie fotoğraflarından oluşan sergi, 9 Ekim'den itibaren Tallinn'deki Poco Sanat Müzesi'nde görülebilecek.

Ulusal Kütüphane 3,4 milyon esyayı taşımayı bitirdi
Estonya Ulusal Kütüphanesi, Tõnismäe binasındaki depolarına 3,4 milyon kitap, nota ve sanat eserini geri taşıma sürecini tamamladı; kütüphane 28 Mayıs 2027'de yeniden açılacak.

August Sai altı yıl aradan sonra Tütar Galerisi'nde sergi açtı
Estonyalı ressam August Sai, altı yıllık aranın ardından Tütar Galerisi'nde "Värvinahas" adlı kişisel sergisini açtı; sergide yağlı deri tekniğiyle yapılmış resimler yer alıyor.