Christian Petzold: İzleyiciyle oynayan filmlerden nefret ediyorum
Alman yönetmen Christian Petzold, Cannes'da gösterilen yeni filmi 'Peegeldused nr 3' hakkında konuştu: 'İzleyiciyle oynayan filmlerden nefret ediyorum.'

Alman sinemasının önde gelen yönetmenlerinden Christian Petzold, geçtiğimiz ay Cannes Film Festivali'nde dünya prömiyeri yapılan son filmi "Peegeldused nr 3. Paat ookeanil" (Miroirs No. 3) hakkında ERR'in kültür servisine konuştu. Petzold, sadeleşen anlatımını, kadın karakterlere bakışını ve izleyiciyle kurduğu ilişkiyi anlattı.
Petzold, filmlerinde sadeleşmeye gittiğini belirterek, "Montaj masasında ilk versiyon iki saati aşıyordu. Sonra detayları, cümleleri, jestleri ve tüm sahneleri kesmeye başladık. Sonuçta hikaye ve karakterler, detaylarla boğulmadan daha fazla dikkat çekiyor" dedi. İlk sahneyi örnek gösteren yönetmen, baba ve oğlunun diyaloğunu üç cümleye indirdiklerini, cümleler arasındaki boşlukların daha anlamlı hale geldiğini söyledi.
Senaryoda en zor kısım: silmek
Senaryo yazımında en zor kısmın silmek olduğunu vurgulayan Petzold, "Çok yazmak benim için sorun değil. İlk taslak 200 sayfaydı, sonunda 67 sayfa kaldı. Senaryolarım asla edebiyat değildir; açık bir alandır, oyuncuların ve kameramanın içeri girebileceği bir penceredir" diye konuştu.
İlk filmlerini izlediğinde utandığını söyleyen Petzold, "Keşke yeni versiyonlarını yapabilsem. Rainer Werner Fassbinder'in bir sözü aklıma geliyor: 'Çok fazla düşünce.' Filmlerde bundan hoşlanmıyorum. Çok fazla kamera açısı... Her zaman 'neden' diye sormalısın" ifadelerini kullandı.
Erkekler yaşar, kadınlar hayatta kalır
Filmlerinde kadın karakterlerin hayatta kalma mücadelesini sıkça işlemesiyle ilgili olarak Petzold, 2000 yılında Venedik Film Festivali'nde yaşadığı bir anıyı paylaştı: "Claude Chabrol'a neden hep kadınlar hakkında film yaptığını sordular. O da 'Erkekler yaşar, kadınlar hayatta kalmaya çalışır, sinema hayatta kalmayı anlatır' yanıtını verdi. Bu cevap, o günden beri benim de cevabım oldu."
Yönetmen, yeni filminin de bir kadının hayatta kalma mücadelesini ve ailesiyle kurduğu geçici güven alanını anlattığını belirtti: "Hikaye, hayatta kalmak isteyen genç bir kadınla aynı şeyi isteyen bir ailenin kesişmesiyle başlıyor. Birbirlerine yardım ediyorlar, en zor anı atlatıyorlar ve sonunda herkes yaralı ama hayatta yollarına devam ediyor."
Film adını Maurice Ravel'in aynı isimli piyano süitinden alıyor. Petzold, "İsimle filmin bir ilgisi yok, sadece sesini sevdim" dedi. İzleyiciyle oyun oynamaktan hoşlanmadığını vurgulayan yönetmen, "Sinemada biri benimle oynuyormuş gibi hissedersem nefret ederim. Propaganda oynamaya çalışır. Ben hayal gücüne özgür alan bırakmaya çalışıyorum" şeklinde konuştu.
Bu haber ERR Uudised (Estonca) kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Tallinn'de Mats Traat'ın evine anı plaketi yerleştirildi
Estonyalı yazar Mats Traat'ın Tallinn'deki evinin duvarına anı plaketi törenle açıldı; plaket Yaz Edebiyat Sokağı Festivali'nin ön etkinlikleri kapsamında tanıtıldı.

Tallinn'de David Bowie fotoğraf sergisi açılıyor
Japon fotoğrafçı Masayoshi Sukita'nın David Bowie fotoğraflarından oluşan sergi, 9 Ekim'den itibaren Tallinn'deki Poco Sanat Müzesi'nde görülebilecek.

Ulusal Kütüphane 3,4 milyon esyayı taşımayı bitirdi
Estonya Ulusal Kütüphanesi, Tõnismäe binasındaki depolarına 3,4 milyon kitap, nota ve sanat eserini geri taşıma sürecini tamamladı; kütüphane 28 Mayıs 2027'de yeniden açılacak.

August Sai altı yıl aradan sonra Tütar Galerisi'nde sergi açtı
Estonyalı ressam August Sai, altı yıllık aranın ardından Tütar Galerisi'nde "Värvinahas" adlı kişisel sergisini açtı; sergide yağlı deri tekniğiyle yapılmış resimler yer alıyor.