Alar Konist: Yeni jeopolitik dengede Estonya'nın enerji politikası
Enerji uzmanı Alar Konist'e göre ABD ve Çin'in enerji tercihleri değişmiyor; Estonya sanayisini ve enerji güvenliğini korumak için gerçekçi bir strateji izlemeli.

Estonya'nın enerji politikası, ABD ve Çin'in enerji tercihlerinin değişmeyeceği gerçeğine dayanmalı. Enerji uzmanı Alar Konist, ERR Uudised'de yayımlanan analizinde, Avrupa'da Donald Trump sonrası ABD'nin eski çizgisine döneceği beklentisinin yanıltıcı olduğunu belirtiyor. Konist'e göre ABD'nin bir sonraki başkanı üslubu ve iklim politikasını değiştirebilir, ancak Amerika'nın doğal kaynaklarını, sanayi çıkarlarını ya da Çin'in üretim üstünlüğünü ortadan kaldıramaz.
Konist, Estonya'nın enerji politikasını ABD seçimlerinin ülkenin enerji sorunlarını hafifleteceği beklentisine dayandırmaması gerektiğini vurguluyor. Analizde, ABD'nin ham petrol üretiminin Barack Obama, Donald Trump ve Joe Biden dönemlerinde arttığı hatırlatılıyor. 2024'te günlük üretim yaklaşık 13,2 milyon varile ulaşmış, bir yıl sonra ise 13,6 milyon varille yeni bir rekor kırılmış. Bu veriler, daha yeşil bir siyasi söylemin petrol üretiminden vazgeçmek anlamına gelmediğini gösteriyor.
ABD Enerji Bilgi İdaresi'ne göre petrol, doğal gaz, kömür ve nükleer enerji, 2024'te ülkenin birincil enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 91'ini oluşturdu. Konist, enerji kullanımı ile elektrik üretimini ayırmak gerektiğini belirtiyor: petrol ağırlıklı olarak ulaşım ve sanayide, doğal gaz ise elektrik üretiminde öne çıkıyor. Yenilenebilir enerji ABD'de de gelişiyor, ancak mevcut ekonomik yapı tek bir başkanlık kararıyla ortadan kalkmıyor.
Çin'in üretim üstünlüğü ve ABD'nin enerji stratejisi
Analize göre Çin, güneş panelleri, rüzgar türbini bileşenleri, bataryalar, ısı pompaları, elektrikli araçlar ve elektrolizörlerde küresel sanayi rekabetinin merkezinde yer alıyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın verileri, arz ile talep arasındaki farkı gözler önüne seriyor: 2023'te dünya genelinde güneş modülü üretim kapasitesi 1155 gigavat, talep ise 460 gigavattı. Batarya hücresi üretim kapasitesi 2560 gigavatsaat, talep 850 gigavatsaat düzeyindeydi. Her iki alanda da en büyük üretim kapasitesi Çin'de bulunuyor.
Ajans, açıklanan projelere dayanarak 2030'a kadar küresel güneş modülü kapasitesinin 1615 gigavata, batarya hücresi kapasitesinin ise 9260 gigavatsaate çıkacağını öngörüyor. Konist, tüm planlanan fabrikaların tamamlanmayabileceğini, ancak sanayi üstünlüğünün boyutunun şimdiden görüldüğünü yazıyor. Çin'in avantajını yalnızca ucuz iş gücü ya da düşük kaliteyle açıklamanın doğru olmadığını belirten yazara göre bu üstünlüğün arkasında teknoloji, yapay zeka, üretim verimliliği ve ölçek de var.
ABD ise kendi güçlü yanlarını kullanıyor: yerel yakıtlar, mevcut sanayi, teknoloji ve büyük iç pazar. Ucuz yerli enerji üretimi ülkede tutmaya yardımcı olurken, gümrük tarifeleri dış rekabete karşı pazarı koruyor. Biden yönetimi 2024'te Çin yapımı elektrikli araçlara yüzde 100 gümrük vergisi getirmişti. Konist'e göre otomotiv sanayisini ve istihdamı koruma politikası Trump'ın ikinci dönemiyle başlamadı ve onun ayrılmasıyla da sona ermeyecek.
ABD'nin enerji ihracatı, ülkeye gelir sağlamanın yanı sıra uluslararası etkisini ve müzakere gücünü de artırıyor. Avrupa Birliği ile ABD arasındaki 2025 ticaret çerçevesinde Avrupa, 2028'e kadar 750 milyar dolar değerinde ABD sıvılaştırılmış doğal gazı (LNG), petrol ve nükleer enerji ürünü satın alma niyetini açıklamıştı. Bu siyasi bir satın alma hedefi olsa da enerjinin ticaret müzakerelerinin merkezine yerleştirilmesi, Washington'un stratejisi hakkında önemli bir işaret.
Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore arasındaki nükleer işbirliği projesi Project Power, ABD'de altı Westinghouse AP1000 ve iki Güney Kore APR1400 olmak üzere sekiz büyük nükleer reaktör inşa edilmesini öngörüyor. Santrallerin tahmini toplam maliyeti 120 milyar dolara kadar çıkabilir. Ayrı bir proje olarak Texas'ta yaklaşık 6,5 gigavat kapasiteli ve 22,3 milyar dolar değerinde bir gaz santrali kompleksi planlanıyor. Konist, bu rakamların henüz harcanmış parayı değil, planlanan projeleri yansıttığını hatırlatıyor.
Avrupa'nın artan ithalat bağımlılığı ve Estonya'nın seçenekleri
Avrupa Birliği'nin 2024'teki ithalat bağımlılığı yüzde 57,3 olurken ABD net enerji ihracatçısı konumunda. Estonya ise 2018'de elektrikte net ihracatçıyken bugün ithalatçı durumda. Konist, yerel emisyonların azaldığını ancak bunun enerji güvenliğini zayıflatabileceğini soruyor. Avrupa Komisyonu verilerine göre ABD, 2025'te AB'nin LNG ithalatının yüzde 58'ini karşıladı.
Öte yandan ABD Hazine Bakanlığı'nın yaptırım birimi OFAC, 9 Ekim'de Rus kökenli dizel yakıtla ilgili işlemlere, bu yakıtın ABD'ye ithalatı dahil olmak üzere 7 Nisan 2027'ye kadar izin verdi. Konist'e göre bu durum, büyük bir ülkenin enerji politikası kurallarını kendi ekonomik çıkarları doğrultusunda ne kadar hızlı değiştirebileceğini gösteriyor.
Avrupa Komisyonu'nun 26 Şubat 2025 tarihli uygun fiyatlı enerji eylem planına göre sanayi elektriği perakende fiyatı 2024'ün ikinci çeyreğinde ABD'nin 2,2 katı, Çin'in ise iki katıydı. Konist, bu farkın eşit bir başlangıç pozisyonundan söz etmeyi zorlaştırdığını belirtiyor. Yazara göre sanayi enerji maliyetlerinin yüksekliği, üretimin çevre ve emisyon kurallarının daha gevşek olduğu ülkelere kaymasına yol açabilir.
Estonya'nın diğer Avrupa ülkelerine kıyasla önemli bir ek seçeneği var: kendi petrol şistleri, kullanım bilgisi ve mevcut sanayi altyapısı. Ayrıca biyokütle, rüzgar, güneş ve bölgesel ısıtma ile kojenerasyon deneyimi bulunuyor. Konist, yerel kaynakların otomatik olarak ucuz ya da çevresel etkisi düşük enerji anlamına gelmediğini, ancak enerji güvenliği önceliklendirilerek bu seçeneğin değerinin hesaplanması gerektiğini vurguluyor.
Yazar, 900 megavata kadar dağıtık yeniden devreye alma kapasitesi planının analiz edilmeden benimsenmesini eleştiriyor. Elering'in şu anda sistem hizmeti satın aldığını, 900 megavatın azami hacim olduğunu ve gaz santralinin olası teknolojilerden biri olduğunu belirttiğini aktarıyor. Konist'e göre bu ayrım önemli, ancak ihale koşullarının hangi bütüncül analize dayandığı ve bunun ne kadar uzun vadeli yakıt ve altyapı bağımlılığı yaratacağı sorusu ortada kalıyor.
Bu haber ERR Uudised (Estonca) kaynağındaki bilgiler derlenerek Estonya Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Estonya'da restoran işletmek artık kârlı değil
Ünlü şef Roman Zaštšerinski, Estonya'da restoran işletmeciliğinin artık bir yaşam tarzı haline geldiğini belirterek, yüksek KDV ve maliyetlerden yakındı.

Tallinn'deki eski müzik okulu arazisine alıcı çıkmadı
Estonya Devlet Emlak Şirketi RKAS'ın Tallinn'in Nõmme semtindeki eski müzik okulu arazisi için düzenlediği ihaleye hiç teklif gelmedi.

Estonya rektörler konseyi: Bilim fonları şimdi kısılmamalı
Estonya Rektörler Konseyi, hükümetin bilim finansmanına ilişkin önceki anlaşmadan geri adım atma planını endişeyle karşılıyor.

Ukrayna'nın Rosneft rafinerilerine yönelik saldırıları
Bloomberg'e göre Rosneft, Ukrayna'nın tekrarlanan insansız hava aracı saldırılarının petrol rafinerilerinde kalıcı hasara yol açacağından endişeli.